yazdıklarımı yaşadım sanıyorlar ulan.
ne bilsinler,
ben bazen hiç yaşayamadıklarımın
yasını tuttum mısralarda.
bir kadının saçını okşayamadım mesela,
işte insan bunu yapmamalı
kimsenin kalbine ,
hoyratça parmak izi bırakmamalı
herkesin sakladığı bir yer vardır,
adını bile fısıldamadığı,
bir ince sızı,
olur ya.
bir akşam,
gözlerin susmayı öğrenir de
bakışların bütün yalanlarını ele verir.
dudakların iyiyim der,
olmaz ya hani,
bir gün taşlar yerine oturmuş olur.
kimin gerçekten sevdiğini, kimin oyalandığını,
kimin giderken senden neler götürdüğünü anlarsın.
hayat bütün gürültüsünü susturur da
insanı kendi kalbiyle baş başa bırakır.
uyuyunca unutursun, diyen dost.
geceydi.
şehir susuyordu
ama benim içimde
bin kapı çarpıyordu ardı ardına.
ikiye bölünmüş gecem
biri aklıma diğeri yüreğime
bu nasıl bölünmüşlük böyle
severken özlemek ne ?
ışığa ulaştım derken karanlığa sarılmanın
özlemekten farkı ne ?
özür dilerim aşk'tan da
seni sevdiğim için.
çünkü seni ben
aşk olsun diye değil bu kez,
kendim için.
1/
satılmadık bir köprüler kalmıştı,
paranın, güçsüzlerin hakkını yiyen ellerin
gölgesinde bile dimdik duran taşlar.
şehir satıldı, sokaklar pazara çıktı,
ama köprüler hala direniyordu.
parsel parsel sattılar bu şehri,
bir imzanın ucunda eridi yeşil.
ne martının çığlığı soruldu,
ne toprağın sabrı ölçüldü eğri.
istanbul susarken gece yarıları,
pazar sabahı doğar güneş ağır ağır,
sokaklar uykulu, kediler köşe bucak.
bir sessizlik çöker mahallenin üstüne,
sanki zaman bile esner, uzanır biraz.
çaydanlık kaynar ocakta, camlar buğulu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!