özür dilerim aşk'tan da
seni sevdiğim için.
çünkü seni ben
aşk olsun diye değil bu kez,
kendim için.
bir çocuğun avucunda sakladığı
son misket gibi tuttum seni.
kaybedersem bütün oyunu kaybedecekmişim gibi.
oysa büyüyünce öğrendim.
bazı insanlar gider,
ama onların oturduğu boşluk
kalkıp gitmez.
sen, çocukluğunu yanlış bir çekmeceye koymuş
bir adamın bulduğu eski bir fotoğraf gibiydin.
bakınca yalnız yüzünü değil,
kendimi de gördüğüm.
unuttuğum yılların arasından
birdenbire el sallayan bir hatıra gibi.
özür dilerim aşk'tan da.
çünkü seni şiirlerde anlatıldığı gibi sevmedim.
ne ayı çağırdım şahidim olsun diye,
ne yıldızları.
zaten gökyüzü uzaktı.
ben sana, yeryüzünün küçük mucizeleriyle geldim.
yağmur başlayınca aynı saçakta duran
iki yabancıyla,
akşam vakti eve dönen çocukların
ayakkabılarındaki tozla,
fırından yeni çıkmış ekmeğin sıcaklığıyla,
ve bir pencerenin ardında yanan
o tanıdık sarı ışıkla.
çünkü hayat,
masallardan daha çok yoruluyordu.
sen geldin.
yıllardır açılmayan bir evin
perdesini kıpırdatan rüzgar gibi.
kimsenin fark etmediği bir değişiklikti bu.
ama bazı rüzgarlar
bir odanın değil,
bir ömrün havasını değiştirir.
özür dilerim aşk'tan da.
çünkü senden bir efsane çıkarmadım.
ben seni,
kış boyunca kapanmayan küçük bir dükkanın
sarı ışığı gibi sevdim.
insan bazen bir ışığı görünce
eve daha çabuk yürür.
sen de benim içimde
eve dönüş duygusuydun.
sonra zaman geçti.
takvimler değişti.
bir ağacın gövdesinde büyüyen halkalar gibi
sessizce geçti yıllar.
ve bir gün öğrendim.
ayrılık, birinin gitmesi değildir.
birlikte sustuğun yere
tek başına oturmaktır.
bir çayı iki bardak söylemeye alışmışken
masaya tek bardak bırakılmasıdır.
bir şarkının en sevdiğin yerinde
sesin kısılmasıdır.
bir sokağın aynı kalıp da
içinden geçen insanın değişmesidir.
işte ayrılık,
bazen yalnızca budur.
özür dilerim aşk'tan da.
çünkü sen gittikten sonra bile
biraz sevmeye devam ettim seni.
bazı trenler istasyondan ayrılır.
ama raylar,
uzun süre onların ağırlığını taşır.
sen gittin.
ben biraz ray oldum.
her sessizlikte geçişini duydum.
her kalabalıkta eksikliğini.
bazen eski bir kitabın arasından düşen
kurumuş bir yaprakta,
bazen tanımadığım bir yüzün gülüşünde,
bazen de durup dururken
içimi yoklayan bir rüzgarda.
insan unutmazmış.
meğer hatıralar,
duvara asılan saatler gibiymiş.
dursalar bile
zamanı göstermeye devam ederlermiş.
bir gün susarlarmış belki,
ama yankıları kalırmış odalarda.
özür dilerim aşk'tan da.
çünkü seni hak ettiğim için değil,
kuraklık yağmuru nasıl beklerse
öyle beklediğim için sevdim.
deniz feneri gemiyi nasıl tanımazsa
öyle tanımadan.
toprak, ilkbaharın adını bilmeden
nasıl yeşerirse öyle.
çünkü bazı şeyler
sebebini bilmeden gerçekleşir.
yağmurun pencereye vurması gibi.
kuşların göç etmesi gibi.
bir ağacın güneşe dönmesi gibi.
kalbin,
bir başka kalbi kendine ev seçmesi gibi.
şimdi dönüp baktığımda,
senden geriye kalan şey
bir isim değil.
bir fotoğraf değil.
bir hikaye hiç değil.
senden geriye kalan şey,
uzun yıllar çalışmamış bir saatin
birden yeniden işlemesi gibi,
unutulmuş bir bahçede
ansızın açan ilk çiçek gibi,
karanlıkta kalmış bir odanın
kapı aralığından sızan ışığı gibi.
sessiz ama inkar edilemez.
küçük ama bir ömrü değiştirecek kadar büyük.
ve bu yüzden özür dilerim aşk'tan da.
çünkü seni,
şiirlere yakıştığın için değil,
kalbimde yıllardır çalışmayan saatin
yeniden tik tak etmesi için sevdim.
bir gün herkes gider.
trenler gider.
gemiler gider.
mevsimler gider.
çocukluk gider.
ama bazı insanlar,
gittikten sonra bile
bir evin açık kalan penceresi gibi
içeride kalır.
sen öyle kaldın.
bu yüzden seni,
aşk olsun diye değil bu kez,
kaybettiğim çocukluğun elinden tutabileyim diye,
içimde yıllardır kilitli duran kapıyı açabileyim diye,
ve aynaya baktığımda
kendime yabancı kalmayayım diye.
kendim için sevdim.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 13.06.2026 12:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!