bir gece başladı her şey.
gökyüzü ağırdı,
yıldızlar sanki susmayı öğrenmişti.
ben ise kendi içimde
adı konmamış bir savaşın ortasında duruyordum.
ruhum yaşasın diye,
seni arıyorum ya.
sanma ki yollarını kaybetmiş bir yolcuyum.
ben, adresini ezberlediği halde
her gün yeniden aynı sokağa çıkan bir deliyim.
insan, dünyayı olduğu gibi değil,
içinde kopan fırtına gibi görür eğil eğil.
güneş doğsa da gözüne gece iner,
kalbi karanlıksa sabahı bile keder.
bir yanın umutsa gökyüzü mavidir,
insan ruhunun en gerçek kısmı
gizli bir bahçe gibidir,
herkese açılmaz kapıları.
rüzgar bile usulca dokunur dallarına,
çünkü bilir .
her dokunuş bir hatıradır,
bu sefer de karşıma rüyam diye çıktın sevdiceğim,
insan uykusundan utanır mı hiç, ben utandım.
gözlerimi kapadım, sen vardın
açtım, yine sen.
demek ki mesele görmek değilmiş,
mesele sensiz bakabilmekmiş.
bir rüyaya bin anlam yüklediğim
zaman belki seni anlayacağım.
ama ah be hayat, rüyalar da ne nankör şey
sabaha çıkınca yüzüme bakmıyor hiçbiri.
gece dediğin ne ki,
sabah uyandığında
rüyalarını anlat bana,
ama mahalleye dağıtılan
ucuz mutluluklardan değil
sadece senle benle olanı anlat.
takvimler senin olsun sevgili,
günleri, ayları, mevsimleri al götür.
ben hiçbir zaman inanmadım,
duvarlara asılmış tarihlere ömür biçene.
benim kavgam saatlerle oldu hep,
saat duvarda asılı bir tanık gibi,
sessiz ama inatçı bir kalp atışıyla ilerler.
her tik takta biraz daha büyür özlem,
biraz daha derinleşir içimdeki boşluk.
zaman usulca omzuma dokunur,
geçiyorum der, tutamazsın beni.
dilsiz bir adamın
çaresizliğini yaşıyorum sevgilim
derdimi anlatmaya çalıştıkça
kendim gibi bildiğim insanların
sözlerinde eriyorum
sabun gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!