bir damla gözyaşı düştü yanağımdan,
ardında koca bir ömür bıraktı.
ne hayaller vardı içimde saklı,
birer birer yıkılıp toza karıştı.
geceler uzun, yollar karanlık,
bir dua yükselir gecenin içinden,
sessizliğin koynunda titreyen bir nefes gibi,
şifa ister rahman’dan gönül derinden,
yaralı bir serçe misali göğe çevrilmiş yüzüm.
adını andım,
kalmak,
bir şehrin ortasında unutulmuş saat kulesi gibi
her gün aynı gölgeyi uzatmak akşama.
zaman geçer,
ama sen geçemezsin içinden.
bir ev lazım insana kardeşim,
öyle saray falan değil ha,
iki göz oda,
damı biraz akıtsa da olur.
yeter ki kapısını rüzgar çaldığında
zamansız gelen misafirin hüznü çöktü kapıya,
bir akşamın küskünlüğü sindi eski yapıya.
saat sustu, takvim yandı solgun bir yaprağa,
içilen kahve acıya döndü ağır ağır dudağa.
perdeler titrek bir sır gibi indi odaya,
akşam dediğin nedir be sevgilim?
kapıya dayanmış bir alacaklı işte.
vuruyor durmadan insanın yüreğine.
öde bakalım, diyor,
gündüz unuttuklarını şimdi çıkar cebinden.
şuraya yağmur olup
yüreğimde taşıyamadığım yükü
gözlerimden dökmek istemiyorum.
çünkü göz,
itiraf eder.
bir gün beni unutursan
şehrin en tenha sokağında
yağmurdan kaçan bir kedinin gözlerine bak,
orada biraz ben kalmışımdır.
tozlu rafların arasında
umarım yollarımız bir gün kesişir yine
uzun, sessiz sokaklarda
ve sen
ellerin cebinde
gözlerin ufka dalmış
ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!