kırılan kanat benim, hasret bende,
gökyüzü senindir, gurbet bende.
bir ömür verdim de bir anın için,
vuslat sende kaldı, kıyamet bende.
felek bir zar attı, bahtıma düştün,
içimde kırılıp dökülen
artık sayıya gelmiyor azizim.
hesap makinesi bile susar bu yerde,
çünkü bazı acılar
yuvarlanmaz,
taşar.
benim mutsuzluğum,
öyle sanıldığı gibi büyük laflara bakmaz.
ne dünyayı kurtarmaya niyeti vardır,
ne de kendini dünyanın merkezi sanır.
bir takvim yaprağıydı aslında
koparıldı
ama yere düşmedi hiç.
çünkü bazı günler
düşmez, direnir.
kara kıştaydım sen geldin bahar geldi
tüm doğa gibi gönlümde çiçeklendi
ruhum seninle iyileşti huzura erdi
sevgim sevginden nasiplenip niyetlendi
yine kendimi buldum seni düşünürken
isterse doğmasın güneş,
kim bekliyor ki artık sabahı.
kaç zamandır aydınlık dediğin şey
yalnızca duvarlara vurup geri dönen
yorgun bir gölge.
beni gerçekten göremeyene sundum en kıymetli yanımı,
bir sır gibi sakladığım en derin heyecanımı.
yüzümdeki gülüşe aldanıp geçti her anımı,
oysa ben içine koymuştum bütün zamanımı.
gözlerimde saklı duran o titrek yangını,
karıncalanmış aklımı,
toz toprak kalbimi,
tekerleği kırık bavulumu,
pekilerimi, niçinlerimi, göklerimi, köklerimi alıp,
sen nereye, ben oraya gelebilirdim.
dudaklarına yapıştığı an da bile
tadı kalır pamuk şekerinin
bir çocuğun yüzündeki
mutluluğunda tanıştığı
aşkın yanaklarını
kızarttığı yerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!