benim mutsuzluğum,
öyle sanıldığı gibi büyük laflara bakmaz.
ne dünyayı kurtarmaya niyeti vardır,
ne de kendini dünyanın merkezi sanır.
bir yudum kahveye bakar.
bir fincanın kenarında unutulmuş dudak izine,
masanın karşısındaki boş sandalyeye,
geliyorum deyip de gelmeyenlere bakar.
benim mutsuzluğumun nüfusu kalabalık değildir.
bir ben varımdır içinde,
bir de özlediklerim.
zaten insan dediğin,
biraz beklediği kişilerden ibarettir.
şu çağın en büyük sahtekarlığı da burada başlıyor.
herkes birbirine ulaşabilecek kadar yakın,
birbirini anlayamayacak kadar uzak.
parmaklarımız ekranlarda geziyor gece boyu,
ama yüreğimiz birbirine uğramıyor.
bir zamanlar mektup bekleyen insanlar vardı.
şimdi çevrimiçi yazısını bekliyoruz.
ne ilerleme ama.
kahrolası çağ.
insanlığı fiber kablolarla birbirine bağladınız da,
bir fincan kahvenin başında kurulan dostluğu
bağlayamadınız.
hız çağındaymışız.
geç onu bir kalem.
en hızlı giden şey artık zaman değil,
vefa.
bir bakıyorsun gitmiş.
arkasında ne bir not bırakmış,
ne bir selam.
sadece sessizlik.
ve insanın içine çöken o paslı yalnızlık.
benim mutsuzluğum biraz da bundan.
babamın gençliğine özlemden mesela.
annemin mutfaktan gelen sesinden.
mahallede akşam ezanıyla eve çağrılan çocuklardan.
sokakta kalan topun peşinden koşan neşeden.
şimdi herkesin evi var.
ama kimsenin yuvası yok.
herkes konuşuyor.
ama kimsenin sözü yok.
herkes gülüyor.
ama gözlerinin altı ağlıyor.
ben bunları gördükçe,
bir fincan kahve söylüyorum kendime.
şekersiz.
çünkü hayat yeterince tatlı yalan söylüyor zaten.
sonra dumanını izliyorum.
bir sigara gibi değil,
bir ömür gibi tükeniyor.
ve anlıyorum
insan kahveyi kahve olduğu için sevmez.
onu kiminle içtiğini sever.
çünkü bazı insanlar vardır.
kırk yıl hatır bırakır.
bazıları da kırk yıllık hatırı
kırk saniyede siler.
işte benim mutsuzluğum,
ne aşka yenilmiştir tam olarak,
ne yalnızlığa.
ne yoksulluğa,
ne de zamana.
benim mutsuzluğum,
bir akşam vakti kapıyı çalacak dosta,
otur be kardeşim diyecek samimiyete,
iki yudumluk muhabbete,
bir fincan kahvenin sıcaklığına bakar.
ve inan bana,
şu dünyada bazı yaraları
ne doktor sarabilir,
ne ilaç.
bazı yaralar vardır ki,
bir dostun nasılsın? deyişine,
bir annenin duasına,
bir sevdiğinin gülüşüne,
bir de.
bir yudum kahveye bakar.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 10.06.2026 23:58:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!