bir sabahın en sessiz yerinde,
adım henüz düşmemişken dünyaya
sen, kalbinin en derin yerine
bir dua gibi bırakmışsın beni.
ben gözlerimi açtığımda hayata,
ah yıllar, yükün ağır, omuzum çöktü altında,
ne bahar kaldı içimde, ne de güneş çatımda,
bir ben kaldım gecelerde, sessizliğin katında,
dert üstüne dert yığdın, kaderimin hattında.
ah yıllar, gençliğimi savurdun rüzgarına,
sevmek için ille de aşık olmak gerekmez,
kim uydurduysa bu kuralı
gelip bir kalbin kenarına otursun da izlesin hayatı.
aşk dediğin bazen curcuna,
içi boş bir panayır gibi,
pazar sabahı alarm çalar, kimse aldırmaz,
telefon susar, vicdan bağırır. kalk da biraz.
yorgan sarar boynumu, bırakmam kolay mı,
haftanın yorgunluğu çökmüş, kalkmak olay mı?
anne mutfakta tıkır tıkır başlar işe,
işte.
yüzümdeki kırışıklarda saklı hikayeler,
her biri ayrı bir gece,
ayrı bir suskunluk,
ayrı bir anlatamam.
garson.
bak bana öyle menü falan getirme,
benim siparişim raflarda yazmaz.
bir tabak aşk istiyorum,
ama öyle herkesin tattığı gibi değil
bir yağmur gibi düştün kalbime
ne gökyüzü haber verdi gelişini
ne de rüzgar adını fısıldadı bana
birdenbire oldun
güvensiz sevgi dedikleri şey,
adamın göğsüne çakılmış paslı bir çivi gibidir be agop.
ne çıkarırsın yerinden,
ne de alışırsın acısına.
bir bakarsın,
derler ya,
insan bu dünyaya bir avuç nefes,
bir tutam umut,
bir de gideceği günü bilmeden gelir.
ben derim ki ,
her söylediğin söze yemin karışmışsa ; güven bitmiştir...
mustafa alp //




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!