dilsiz bir adamın
çaresizliğini yaşıyorum sevgilim
derdimi anlatmaya çalıştıkça
kendim gibi bildiğim insanların
sözlerinde eriyorum
sabun gibi
bir sahil kasabasının
sahile vuran dalgalarında
hatalarımı arıyorum.
her dalga bir cümle gibi geliyor,
yarım bırakılmış,
yanlış anlaşılmış,
şairin duası, satır aralarında gizlidir,
kimse âmin demez,
ama bazı kalpler sessizce kabul eder.
her kelime bir yakarıştır aslında
dudaktan değil,
yaradan dökülür.
nasıl oldu da cesaret ettin
saklanarak yaşamayı?
kim öğretti sana
duvar diplerinde kök salmayı,
kendi gölgene bile yabancı durmayı
zaman,
kendi kuyruğunu ısıran kör bir yılandır.
ilerlediğini sanırken
aynı karanlığa dönüp durur.
salı,
işte bu sonsuz dönmenin
sen
bende öyle bir yara bıraktın ki
ne pansuman kabul eder
ne unutulmayı
öyle duruyor işte
“Sana Çarpıyorum Hala”
senin herkesin vardı,
benim senden başka kimsem yoktu.
bu yüzden
yazılan kader
beni sensizliğe sürse de
ben o yoldan dönmem be kadın,
yol dediğin biraz da inat işi zaten.
herkes unut der,
sancılı yaralarımın duası sensin,
geceye kaldırdığım ellerimde adın var.
ne zaman içim kanasa,
bir amin düşüyor dudaklarımdan,
sessiz, kimsesiz,
ama hep sana çıkan bir yol gibi.
kimim ben
ve ismini şah damarına
dövme yaptıran kulağındaki
küpeyi aldırmayacak
kadar şapşal
özür dilemeyi ağzından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!