Ömrümün Yevmiyesi Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
808

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Ömrümün Yevmiyesi

ömrümün en güzel zamanını
para karşılığı bir işte çalışarak mahvettim,
onlar buna maaş dediler,
ben yıllarca
kazanç sandım.
meğer her ay avucuma bıraktıkları
ömrümün yevmiyesiymiş.
ben para biriktirirken
onlar benden
zaman biriktirmiş.
sabahlarımı almışlar,
öğlelerimi,
ikindilerimi.
bir tek geceler kalmış bana,
onları da
ertesi sabahın korkusuyla
uyuyarak geçirmişim.
gençtim o zaman.
güneş benim için doğardı sanki,
deniz biraz benimdi,
rüzgar saçlarımı tanırdı.
bir kadının gözlerine bakınca
dünya durabilirdi
ve ben,
dünyayı durdurabilecek yaştaydım.
durmadım.
saat sekizde iş vardı.
hayata geç kalmaktan değil,
işe geç kalmaktan korkardım.
şimdi düşünüyorum da
insan ne tuhaf mahluk
bir müdürün karşısında
beş dakika için mahcup olur da
kendi ömrüne
otuz yıl geç kaldığını fark etmez.
baharlar geçti önümden.
ben görmedim.
nisan geldi,
kirazlar çiçek açtı,
mayıs toprağa kokusunu verdi,
haziran denizi ısıttı.
ben floresanların altında
hangi dosyanın yetişmediğini düşünüyordum.
bir kuş konardı pencereye bazen.
bakardım.
o bana,
ben ona.
sonra o uçardı.
ben kalırdım.
belki bütün hayatımın özeti
o pencereydi.
kanadı olan gidiyordu,
maaşı olan kalıyordu.
çalışmak erdemdir, dediler.
inandım.
kim söylemiş diye
hiç sormadım.
sonradan aklıma geldi.
bu sözü söyleyen
herhalde çalıştıran taraftaydı.
çünkü eşek de çalışıyordu,
öküz de,
arı da.
bir tek insana
kartvizit verdiler.
boynumuza kravat taktılar,
önümüze masa koydular,
duvara saat astılar,
yükümüzü şıklaştırıp
adına kariyer dediler.
semer eski kelimeydi çünkü,
plaza daha kibardı.
aybaşında maaş geldi.
ev sahibi aldı.
elektrik aldı.
su aldı.
banka aldı.
devlet aldı.
market aldı.
ben maaş bordrosunun altında
adımı gördüm sadece.
para benim adıma yatıyor,
herkesin işine yarıyordu.
sonra sordular.
bir şey biriktirebildin mi?
biriktirdim.
saçımda ak,
alnımda çizgi,
gözümde yorgunluk,
içimde birkaç keşke.
insan en çok
harcayamadığı hayatı biriktiriyormuş.
bir sabah aynada
beyaz bir tel gördüm.
nereden çıktın? dedim.
sen çalışırken geldim, dedi.
bir çizgi gördüm alnımda.
ya sen?
geçim derdinden.
gözlerimin altına sordum.
siz niye bu kadar yorgunsunuz?
cevap vermediler.
ayna verdi.
meğer insan yaşlanmıyormuş.
azar azar satılıyormuş.
birazı kiraya,
birazı ekmeğe,
birazı borca,
birazı yarın korkusuna.
ve insan
son taksitte anlıyormuş,
satılan ev değilmiş.
kendisiymiş.
bir kadın sevmişti beni.
ben de onu.
biraz daha çalışayım, dedim,
biraz para biriksin,
sonra yaşarız.
ne ahmak cümleymiş.
sanki hayat
kapının önünde bekleyen bir köpek de
ben çağırınca gelecek.
para birikti biraz.
biz dağıldık.
ev oldu.
eşya oldu.
perde oldu.
masa oldu.
bir tek
o masanın başında oturup
uzun uzun konuşacak
eski biz olmadık.
hayat beklemiyormuş.
bunu da
beklerken öğrendim.
sonra emeklilikten söz ettiler.
çalış, dediler,
ileride rahat edersin.
ilerisi geldi.
gençlik gelmedi.
dizler eski diz değil,
gözler eski göz değil,
dostların bazıları toprak,
bazıları uzak.
heves desen
çoktan çekmiş ceketini,
kimseye haber vermeden gitmiş.
kırk yıl atı değirmene bağlayıp
sonra ipini çözmüşler.
hadi, demişler,
artık özgürsün.
at durmuş.
çünkü özgürlük gelmiş
ama koşacak ömür kalmamış.
doldur meyhaneci.
bu gece
masanın hesabını değil,
hayatın hesabını yapacağım.
kaç sabahımı verdim?
kaç gün batımını?
kaç dost sofrasını?
kaç gel”e
işim var dedim?
kaç seni seviyorumu
yarına bıraktım?
kaç güzel günü
gelecekte yaşayacağım
daha güzel günlerin uğruna
boğazladım?
doldur.
bu gece patronların da
şerefine içelim.
büyük adamlarmış meğer.
yıllarca bana
vakit nakittir, dediler.
ben vakti verdim,
nakdi onlar aldı.
şimdi pahalı saatler takıyor insanlar.
gülüyorum.
çocukken saatimiz yoktu,
vaktimiz vardı.
büyüdük,
saatimiz oldu,
vaktimiz kalmadı.
sonra saatin altınını aldık,
çeliğini aldık,
isviçrelisini aldık.
bir tek içindeki zamanı
satmadılar bize.
çünkü zaman
zengine de aynı şeyi söylüyor,
fakire de
geçiyorum.
bir gün ben de geçeceğim.
arkamdan
çok çalışkan adamdı,
demesinler.
istemem.
mezar taşıma
kaç yıl çalıştığımı da yazmayın.
bir insanın ömrünü
kaç yıl çalıştığıyla övmek,
mahkumu
kaç yıl yattığıyla övmeye benzer.
ille bir şey yazacaksanız.
burada bir adam yatıyor.
işe geç kalmaktan çok korktu,
hayata geç kaldı.
altına da küçükçe
mesaisi nihayet bitti.
yeter.
çünkü şimdi biliyorum.
fakirlik
parasızlık değilmiş.
denizin kıyısında yaşayıp
gün batımına vaktin yoksa fakirsin.
sevdiğin yanındayken
yorgunluktan yüzüne bakamıyorsan fakirsin.
dostun kapını çaldığında
saatine bakıyorsan fakirsin.
cebin para doluyken
ömrün boşsa,
bütün bankalar senin olsa
yine fakirsin.
ömür para gibi değil.
bugün harcamadığın
yarına kalmıyor.
pazartesiden artan iki saati
salıya aktaramıyorsun.
biriktiremiyorsun baharı.
faize koyamıyorsun gençliği.
kasaya kilitleyemiyorsun sevgiyi.
her gece
hesabından bir gün eksiliyor.
ne banka mesaj gönderiyor,
ne makbuz veriliyor.
ve ölüm.
ölüm dünyanın
en namuslu muhasebecisi.
defteri önüne koyuyor.
ne maaşını soruyor,
ne makamını,
ne evini,
ne arabanı.
bir tek satıra bakıyor.
yaşadın mı?
işte ben
ölümden değil,
o sorudan korkuyorum.
çünkü ölüm
insanı bir kere öldürür.
yaşayamamaksa
her sabah yeniden.
alarm çalar.
kalkarsın.
giyinirsin.
kapıyı çekersin.
sokağa karışırsın.
ve kimse fark etmez
bir cenazenin
işe yetişmeye çalıştığını.
şimdi biri önüme
dünyanın bütün parasını koysa,
gençliğinden on yıl ver, dese,
gülerim.
çünkü yaptım o alışverişi.
bir kere.
hem de dünyanın bütün parasına değil,
maaşa,
yol parasına,
yemek kartına,
birkaç ikramiyeye.
bir de sonunda
değerli çalışanımız
diye başlayan mektuba.
değerliymişim.
güldürmeyin beni.
değerli olsaydı ömrüm,
bu kadar ucuza
almazdınız.
artık biliyorum.
işin yenisi bulunur.
paranın yenisi kazanılır.
eşyanın yenisi alınır.
yıkılan ev yapılır.
bozulan saat tamir edilir.
ama geçen salı
bir daha gelmez.
yirmi yaşındaki bir haziran akşamı
hiç gelmez.
annenle içmediğin o çay,
dostuna söylemediğin o söz,
öpmediğin o kadın,
görmediğin o gün batımı.
hiçbiri
maaş gününde hesabına yatmaz.
bir gün azrail kapıya geldiğinde
beş dakika bekle,
şu işi bitireyim,
demeyeceğim.
kapıyı açacağım.
ceketimi alacağım.
sonra ona
tek bir şey soracağım.
ben yaşadım mı?
yaşadın, derse
arkama bakmadan giderim.
susarsa.
işte o zaman anlayacağım
hayatım boyunca
neden bu kadar yorulduğumu.
ömrümün en güzel zamanını
para karşılığı bir işte çalışarak mahvettim.
onlar buna
maaş dediler.
ben kazanç sandım.
meğer maaş
kazandığım paranın değil,
kaybettiğim ömrün
makbuzuymuş.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 18:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!