sen bu şarkıyı dinlerken,
ben uzakta bir bankta
sabahlıyor olacağım.
üstümde gecenin ayazı,
cebimde birkaç kırık hatıra,
karşımda susmayı
benden iyi bilen bir şehir.
gece diyecekler adına.
ben
seni anlayacağım.
bir sokak lambası
tepemde nöbet tutacak,
bir köpek gelip
ayakucuma kıvrılacak.
başını kaldırıp yüzüme bakacak.
belki o anlayacak beni.
ne garip şu dünya
bir sokak köpeği
insanın kederini kokusundan bilir de,
sevdiğin kadın
gözünün içinde ölen adamı
görmez.
sen bu şarkıyı dinlerken
belki sıcak bir odada,
belki başını yastığına koymuş,
belki de çoktan
bensizliğe alışmış olacaksın.
ben mi?
ben gökyüzüne bakıp
hesap soracağım kaderden
madem sonu ayrılıktı,
ne diye bu kadar güzel başladın?
cevap gelmeyecek.
zaten kader
yaptığı hiçbir terbiyesizliğin
hesabını vermedi bugüne kadar.
sonra kendime güleceğim.
çünkü kabahat biraz sende,
biraz bende,
en çok da
iki güzel gözü görünce
bütün aklını kapının dışında bırakan
şu ahmak gönülde.
akıl dediğin
hesap bilir.
gönül dediğin
hesabı masaya bırakır,
cebinde ne varsa aşka yatırır.
sonra da
iflasına şiir yazar.
benim bütün şairliğim
belki de bundan.
seni sevdim.
öyle süslü cümlelerle değil.
gel desen gelirdim.
geceymiş,
yolmuş,
yağmurmuş.
bunlar insanın önünü keser.
seven adamın değil.
bir gülüşüne
koca bir günü verirdim.
bir bakışına
uykusuz bir geceyi.
sen farkında değildin belki
ama ben seni severken
ömrümü bozuk para gibi
harcıyordum.
şimdi düşünüyorum da.
insan sevdiğine
bu kadar çok şey verirken
kendinden birazını
cebinde bırakmalıymış.
bunu da
sen gittikten sonra öğrendim.
saat üç olacak.
sonra dört.
sonra beş.
bir fırının ışığı yanacak.
ilk otobüs geçecek önümden.
bir adam işe yetişecek,
bir kadın perdeyi açacak,
kuşlar sanki dünyada
hiç kimse terk edilmemiş gibi ötecek.
ve hayat,
biz birbirimizi
hiç sevmemişiz gibi
devam edecek.
işte insanın zoruna
ayrılık değil,
biraz da bu gidiyor.
ben seni dünyanın merkezi sanırken
dünya senden habersiz dönüyormuş.
sen gidince anladım.
ağaçlar yine çiçek açtı.
deniz yine kıyıya vurdu.
sabah yine oldu.
demek tabiat bile
bizim aşkı
pek ciddiye almamış.
ben almışım.
hem de gereğinden fazla.
şimdi buna güler miyim,
ağlar mıyım bilmiyorum.
belki ikisini birden yaparım.
gece önüme bir kadeh koysa
elimi bile sürmem.
çünkü bazı sarhoşlukların
şişesi olmaz.
insan,
bir kadının hatırasından içince
ayılmak için
sabah yetmiyor.
sen bu şarkıyı dinlerken
belki bir dizesinde
beni hatırlarsın.
bir an durup,
beni çok sevmişti,
dersin.
doğru.
sevdim.
hem de kendime
yakışmayacak kadar.
biraz deli,
biraz çocuk,
biraz da
dünyanın bütün kazıklarını yiyip
hala aşka inanan bir ahmak gibi.
ama merak etme.
insan bir gün
kendini de hatırlıyor.
ve insan
kendini hatırladığı gün
bazı sevdaları unutmasa bile
onların önünde eğilmeyi bırakıyor.
işte ben
tam oradayım.
seni unutmadım.
ama artık
sana doğru yürümüyorum.
aramızdaki fark bu.
bir zamanlar
bir gel demene bakardı bütün yollar.
şimdi desen.
belki içim ürperir.
belki eski bir yara
bir an sızlar.
belki dönüp
geldiğin yöne bakarım.
ama gelmem.
çünkü insan
bir kere kendine döndü mü
başkasının kapısında
sabahlayamıyor.
güneş birazdan doğacak.
banktan kalkacağım.
ceketimin üzerindeki geceyi silkeleyip
yürümeye başlayacağım.
kimse bilmeyecek
bu gece burada
bir adamın
bir kadını beklemediğini.
kimse bilmeyecek
aslında bir aşkın
sessizce gömüldüğünü.
mezar taşı da olmayacak.
gerek yok.
bazı aşklar
öldüğü yerden değil,
insanın sustuğu yerden belli olur.
ben susacağım.
şehir uyanacak.
sen belki hala
o şarkıyı dinliyor olacaksın.
ve ilk defa
aynı şarkının içinde
iki yabancı olacağız.
sen geçmişi duyacaksın.
ben sabahı.
sen belki
beni hatırlayacaksın.
ben ise
kendimi.
işte bütün hikaye bu.
seni kaybettiğim gece
dünyanın sonu sanmıştım.
meğer dünya değil,
sadece
sana çıkan yollar bitmiş.
iyi de olmuş.
çünkü bazı yollar
birine varmayınca
insanı kendine götürürmüş.
şimdi gidiyorum.
ne beddua var dilimde,
ne dön diyecek kadar
eski bir gurursuzluk.
sana kızgın da değilim artık.
insan,
mezarını ziyaret ettiği aşka
kızamıyor.
yalnız bir şey kalıyor geriye
ince bir sızı
ve insanın kendi kendine söylediği
acı bir cümle
güzel sevdik be.
ama yanlış kapıda
fazla bekledik.
sen bu şarkıyı dinlerken
ben uzakta bir bankta
sabahlıyor olacağım.
ama beni
seni bekliyor sanma.
o adam
geceyle beraber öldü.
ben artık
sabahı bekliyorum.
çünkü bazı gecelerin sonunda
güneş doğmaz yalnızca,
insan da doğar
kendi küllerinden.
ve sen.
bir gün bu şarkıyı
yeniden dinlersen,
beni düşünme.
bir zamanlar
seni kendinden çok seven
o adamı düşün.
sonra da şunu bil.
o adam
seni hala hatırlıyor olabilir.
ama artık
sana dönmüyor.
çünkü aşk bazen
gel diyebilmek değildir.
aşk bazen,
içinden hala
kal diye bağırırken,
başını kaldırıp
sessizce
gidebilmektir.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 12.08.2026 18:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!