yağmur bulutu gibiyim şimdi.
öyle göğün herhangi bir yerinde gezinip duran, rüzgarın önüne kattığı sıradan bir bulut değil.
ben, içine bir vedanın bütün ağırlığını almış,
yıllardır yağamayan bir bulutum.
ağlasam fırtına.
ağlamasam içim tufan.
insan bazen gözyaşını dökemeyince denize dönüşüyormuş meğer.
bunu senden sonra öğrendim.
senden sonra öğrendiğim şeyler çoğaldı zaten.
bir insanın yokluğu,
varlığından daha fazla yer kaplayabiliyormuş.
bir sandalye boş kalınca bütün masa eksiliyormuş.
bir isim susunca bütün şarkılar yarım kalıyormuş.
ve en çok da.
bir kalp kırılınca sesini sadece sahibi duyuyormuş.
şimdi hangi sokağa çıksam adımlarım senden habersiz yürümüyor.
kaldırım taşları bile tanıyor seni.
bir köşe başında gülüşün duruyor,
bir vitrinde gözlerin,
bir çay ocağının buğusunda nefesin.
şehir senden sonra haritadan silinmiş bir ülke gibi.
adresler yerinde duruyor,
ama hiçbir yere varılmıyor.
akşamları daha iyi anlıyorum bunu.
çünkü akşam, insanın kendinden kaçamadığı saattir.
kalabalık çekilir.
sesler azalır.
maskeler çıkar.
ve herkes biraz kendi yarasına döner.
ben her akşam sana dönüyorum.
oysa sen yoksun.
ama insan bazı yoklukları varlık gibi yaşamaya
devam ediyor.
tıpkı eski bir ev gibi.
içinde kimse oturmaz artık,
ama ışıkları hala yanıyormuş gibi gelir uzaktan.
sen de öylesin işte.
gittin.
ama içimdeki odaların hiçbirinden çıkmadın.
bazen bir şarkının arasında oturuyorsun.
bazen yağmurlu bir camın ardında.
bazen de gece üçte, uykunun en savunmasız yerinde.
ve ben her defasında yeniden kaybediyorum seni.
göz bebeğimde beliren ıslaklığı sensizliğe yükledim demiştim ya.
yalan söylemişim biraz.
çünkü insan bazı acıları hiçbir şeye yükleyemiyor.
taşımak zorunda kalıyor.
sırtında değil.
kalbinde.
öyle bir yük ki bu,
ne ağır olduğu görülüyor, ne de bırakıldığı.
bir gün unutursun diyorlar.
insan sevdiğini unuturmuş.
ben buna inanmıyorum.
unutmak başka şey.
alışmak başka.
ben seni unutmadım.
sadece yokluğuna alışmaya çalışırken kendimi kaybettim.
şimdi gökyüzüne bakıyorum.
bulutlar geçiyor.
mevsimler değişiyor.
ağaçlar çiçek açıyor,
çiçekler soluyor.
her şey kendi hikayesini tamamlıyor.
Bir tek benim içimde yarım kalmış bir cümle dolaşıyor.
seninle başlayan.
ama sensiz bitmeyen.
belki aşk dediğimiz şey budur.
bir insanın,
gitmiş olmasına rağmen kalmaya devam etmesi.
belki özlem budur.
saatlerin geçmesi, zamanın geçmemesi.
belki yalnızlık budur.
kalabalığın ortasında tek bir sesi aramak.
ve belki ben.
belki ben hala seni değil,
seninle kurduğum o güzel ihtimali özlüyorum.
kim bilir.
ama bildiğim bir şey var.
yağmur bulutu gibiyim hala.
ağlasam fırtına.
ağlamasam içim tufan.
ve bir gün yağarsa bu kalp,
inan bana,
sokaklar değil.
yıllardır susan bütün duygular ıslanacak.
çünkü bazı yağmurlar gökten düşmez.
bazı yağmurlar,
bir insanın sevdiğini kaybettiği yerde başlar.
ve ömrünün sonuna kadar dinmez.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 7.06.2026 23:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!