Bir zamanlar belki çok şeyimiz yoktu ama huzurumuz vardı. Aile içinde sıcaklık, çevremizde samimiyet, küçük şeylerden doğan bir mutluluk vardı. Şimdi ise daha stresli, daha gergin ve daha mutsuz bir toplum haline geldik. Bu yüzden benim sosyal medyadaki amacım; dış dünyanın ağırlığından biraz olsun uzaklaşmak, içimizi ferahlatacak paylaşımlarla karşılaşmak ve mümkünse buna katkı sağlamak.
Elbette yanlış gördüğüm şeyleri dile getirmekten kaçınmıyorum. Ancak bunu yaparken de özellikle çocukları ve gençleri düşünmeye çalışıyorum. Onların daha saf, daha umut dolu dünyalarını karartacak görüntülerden uzak durmayı bir sorumluluk olarak görüyorum. Çünkü her paylaşım, sadece bize değil, onları da etkiliyor.
Hepimiz zaman zaman hata yapabiliriz. Eğer ben de farkında olmadan böyle bir yanlışa düşersem, lütfen beni uyarın. Çünkü amacım; kırmak, üzmek ya da karamsarlık yaymak değil, aksine biraz olsun iyiliği ve güzelliği çoğaltabilmek.
Sevgilerimle ve saygılarımla
Geçmişimizi unuttuk
bir rüzgar aldı bizden hatıraları,
köklerimiz toprağın altında suskun şimdi.
Sağa sola savruluyoruz
adı konmamış fırtınalarda,
Geçmişin yükünü omuzlarında taşıyıp
ömrünü ahlarla, vahlarla tüketenler vardır.
Dünün gölgelerine sığınır,
bugünün hesabından kaçarlar.
Oysa Allah,
Eğer bir gülü
yalnız kokusundan değil,
parmağına batan dikeninden de seveceksen
gel.
Çünkü sevda dediğin şey
Bizim gönlümüz
kırık aynalarda kalan
mahzun yüzlerden yana…
Bir mısra düşse geceye,
sanki bir ömür devrilir içimize.
Ve karanlık,
İzmir’i sevmek kolaydır. Güneşine hayran kalmak, rüzgarında ferahlamak, kokusunu içine çekmek… Bunları yapan herkes kendince İzmir’e bir bağ kurar. Ama gerçek şu ki, yalnızca sevmekle İzmirli olunmaz.
İzmirli olmak bir şehrin sokaklarında yürümekten öte, o şehrin ruhunu içinde taşımaktır. Denizine bakarken özgürlüğü hissetmek, insanına bakarken hoşgörüyü görmek, geçmişine bakarken kök salmayı bilmektir. İzmirli olmak, biraz asi, biraz zarif, biraz da dimdik durabilmektir.
Bu şehir sadece güneşiyle değil; duruşuyla, kültürüyle, insana verdiği değerle yaşar. İzmirli olmak da tam olarak budur. Bir kimlik, bir tavır, bir yaşam biçimi.
Bizim içimize İzmir ruhu kaçmış bir kere. O yüzden biz sadece bu şehri sevenlerden değiliz. Biz, bu şehri yaşayanlardanız. Hatta daha fazlası…
Biz, İzmir’in kendisiyiz.
Bu topraklarda yaşayan herkes şunu açıkça bilmeli:
Türkiye, ortak kaderin adıdır. Bu vatan, köken üzerinden ayrışanların değil; aynı bayrağa gönül verenlerin yurdudur.
Kim bu ülkenin ekmeğini yiyip, suyunu içip, güven içinde yaşıyorsa;
aynı zamanda bu ülkenin yükünü de omuzlamak zorundadır.
Sorumluluktan kaçıp aidiyeti tartışmaya açanlar, aslında kendi durdukları yeri sorgulamalıdır.
Bu milletin mayası; fedakarlık, sadakat ve ortak mücadeledir.
Nefret, sevgisizlik ve buz gibi bir soğukluk
Sanki herkes kendi içine çekilmiş, etrafına görünmez duvarlar örmüş.
Kimi zaman bu duvarlar öyle kalınlaşıyor ki, artık insanın insana ulaşması neredeyse imkansız hale geliyor. Herkes kendi buzdan kalesinde yaşıyor; dışarıdan güçlü görünen ama içten içe kırılgan ve yalnız.
Selam yok.
Canım kardeşlerim…
Bir ömür sırtımı yasladığım
aynı sofranın ekmeğini bölüştüğüm insanlar…
Süleyman Yener
sessizliğin içinde bile
Ben adımı soyadımı cephede susmadan yürüyenlere.
Vatanımı, geceyi yaran bir sabah gibi,
kanıyla sulayan adsız neferlere borçluyum.
Bayrağımı borçluyum göğsünü siper edenlere,
ezanımı minarelerde yankılayan yürekli seslere.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!