Güzellik,
gözle değil
gönülle görülür aslında.
Bir çocuğun gülüşünde saklıdır
dünyanın en saf neşesi,
Gönül gözüyle bakmak istedik insanlara,
en içten, en çıplak halimizle,
onları kalbimizin en baş köşesine koymak
ve bir umut,
aynı köşede yer bulmak onların dünyasında.
İnsan, hayat yolculuğunda eksiklerini tamamlamak ister. Kimi zaman bir dostla, kimi zaman bir sözle, kimi zaman da yaşadığı bir kırılmayla Hepimiz, gönül gözümüzle bakabildiğimiz insanları hayatımızın en kıymetli köşesine koymak isteriz. Ve içten içe, onların gönlünde de aynı yeri bulmayı umarız.
Ama hayat, sadece güzel niyetlerle ilerlemiyor. Bazen en samimi duygularla yaklaştığımız bir insan, kendi içindeki benlik, bencillik, kibir ve kendini beğenmişliği yenemiyor; öfkesine, kibrine teslim oluyor. İşte o an, kırılan sadece bir ilişki olmuyor; insanın iç dünyasında da bir sarsıntı yaşanıyor. Ben de böyle bir anın içinde kendime döndüm. “Acaba ben de böyle oldum mu?” diye sordum.
Cevabı zor değildi. Evet, ben de zaman zaman öfkeme yenildim. Ben de kırdım, ben de üzdüm. Ama hiçbir zaman bir insanın özünü yok saymadım. Kızgınlığım geçince, sevgimi ve saygımı geri çekmedim. Çünkü öğrendim ki, insan bazen en çok kırıldığı yerden öğrenir. Ve bazen en çok kırıldığı insan, ona en çok şeyi öğretir.
Bizim gönlümüz
kırık aynalarda kalan
mahzun yüzlerden yana…
Bir mısra düşse geceye,
sanki bir ömür devrilir içimize.
Ve karanlık,
Güldün mü
bir bahar dokunur yüzüne,
usulca açar güller
sen fark etmeden.
Bir gülüşünle
Hayatın karmaşası içinde insan, en çok da kendi iç sesini kaybetmeye başlıyor. Gündelik telaşlar, bitmek bilmeyen kaygılar ve çoğu zaman anlamını yitirmiş tartışmalar arasında kalbimiz ağırlaşıyor. Oysa belki de en çok ihtiyacımız olan şey, bu yükleri biraz olsun
hafifletmek
Üzülmemek değil, üzüntünün içinde kaybolmamayı öğrenmek.
Nefret, insanın içine sinsice yerleşen ve zamanla tüm güzellikleri gölgeleyen bir duygudur. Bir kez kök saldı mı, sadece karşımızdakini değil, bizi de tüketir. Bu yüzden kalbimize neyi davet ettiğimiz önemlidir. Nefret yerine sevgiyi, öfke yerine anlayışı koyabildiğimiz ölçüde insan kalabiliriz.
Günahım da benimdir,
sevabım da…
Ne alkış beklerim kullardan
ne de af dilerim onların dan.
Ben ki geceleri kendi içimde
Günaydın canım
Buralar bulutlu bugün,
yağmur ince ince düşüyor şehre,
sessizliğin üzerine serilmiş bir tül gibi.
Gökyüzü konuşmuyor,
Günaydın canım, buralar bulutlu, yağmur çiseliyor,
Gökyüzü suskun bugün, içim biraz seni özlüyor.
Buralarda sabah, gri bulutların altında uyanıyor.
Yağmur ince ince çiseliyor ne tam ıslatıyor ne de tamamen vazgeçiyor gökyüzünden.
İnsan böyle havalarda ister istemez içine dönüyor. Düşünceler biraz daha ağır, duygular biraz daha belirgin oluyor.
Kuşlara yazılmıştı çoktan,
uçup giden kanat seslerine...
Ota, toprağa,
çiçeğin sabah çiyine...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!