Başkaları Ne Der
"Başkaları ne der?" diye başlayan korku,
görünmez bir zincirdir.
Ne bileğine vurulur,
İyilik; Bir şiirdir
Sessizce başlar, kalpte yankılanır
Bir tebessümde, bir selamda
Dünyanın en sade mısrasına dönüşür.
İyilik;
İyilik yapana iyilik kolaydır,
Bir tebessümle karşılık bulur kalpte.
Asıl mesele, karanlığa ışık olmak,
Kötülüğe rağmen iyiliği seçmekte.
Bir söz incitir, bir bakış yaralar,
Tarihe Kara Bir Not
Bir pazar kurulmuş çağın ortasına;
Vicdan satılık, yalakalık taç olmuş başlara, şahsiyet, kemikler yalamak uğruna toprağa gömülür.
Dalkavukluk makam olmuş,
İyilik, çoğu zaman basit bir davranış gibi görülür; oysa derininde bir insanlık dili taşır. Tıpkı bir şiir gibi… Her kelimesi özenle seçilmiş, her dizesi anlam yüklü bir şiir. İyilik de böyledir; farklı seslerin, farklı hayatların ve farklı kalplerin bir araya gelerek oluşturduğu görünmez bir ahenktir.
Bugün dünyaya baktığımızda, gürültünün, bencilliğin ve telaşın arasında kaybolan en değerli şeylerden biri iyiliktir. Oysa iyilik, insan olmanın en saf ve en gerçek halidir. Birine uzanan bir el, bir gönle dokunan samimi bir söz ya da karşılık beklemeden yapılan küçük bir yardım… Bunların her biri, insanlığın şiirine eklenmiş birer dizedir.
İyilik yapmak, sadece bir eylem değildir; aynı zamanda bir varoluş biçimidir. Çünkü insan, iyilik yaptıkça kendini bulur, anlam kazanır. İyilikle yoğrulmuş bir hayat, sıradanlıktan çıkar ve bir şiire dönüşür. Her davranış, her niyet, her bakış bir anlam taşır.
Belki de bu yüzden iyilik, insan olmaktır. Var olmaktır. Ve en önemlisi, yaşamı bir şiir gibi anlamlı kılmaktır. Çünkü geriye dönüp baktığımızda, hatırlanacak olan ne sahip olduklarımız ne de söylediklerimizdir; kalplerde bıraktığımız izlerdir. Ve o izler, en çok iyilikle yazılır.
İyilik sizinle olsun,
Güzellik yolunuza düşsün,
doğruluk vicdanınıza yoldaş olsun.
Dürüstlük sözünüzde,
İnancın Gölgesi
Hepimiz,
birbirimizden nefret edecek kadar dindar olduk.
Ama bir tek adım atamadık,
İyilik yap ey gönül,
karanlık çoğaldı bu çağın içinde.
Bir çocuk ağlıyor şimdi
ekmeğin gölgesinde,
bir anne susuyor
yorgun duaların kıyısında.
“Kaç yaşındasın?” diyorsun ya,
nasıl söyleyeyim şimdi sana yaşımı.
Saçlarım,
çoktan yetmişin kıyısında
bir kahvehanede unutulmuş ihtiyarlar gibi beyaz.
Bir yüz düşer içime, sebepsiz bir ışık gibi,
Gülüşümde gizlenir, içten içe bir sızı.
Koşsam yetişemem, dursam dinmez çağrısı;
Bir hatıra değil bu, ruhumun yankısı.
Yakınsa, yolları yırt ve sarıl gölgesine;




-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarÇöl Ortasında Bir Vaha
Denize kavuşmak umuduyla
bir ırmağın koynunda aktığımı sandım.
Her virajı,
her taşı,
her sessizliği
denize çıkan bir yol bildim.
Oysa yanılmışım...
Meğer ben,
sulara kavuşmayı bekleyen bir ırmak değil,
sonsuz susuzluğun ort ...