Muhsin Yener Şiirleri - Şair Muhsin Yener

Muhsin Yener

Toplum olarak unuttuk geçmişimizi
sağa sola savruluyoruz
nereye gittiğimizi bilmeden

Bir hortumun içine düşmüş gibi
tutunacak dal arıyoruz

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bir huzursuzluk çökmüş memleketin üstüne
kirli bir akşam gibi
yağmur öncesi bir İzmir sessizliği gibi
durup durup insanın içini yokluyorlar
durup durup kalbimize dokunuyor karanlık

Devamını Oku
Muhsin Yener

Ve yaz ortasında keskin güneş altında içilen buz gibi kiraz şurubu gibidir seni sevmek.!
Ve seni sevmek…
yaz ortasında, göğü delen o keskin güneşin altında
avuçta eriyen zaman gibi,
boğazdan geçen buz gibi kiraz şurubu kadar ani,
bir o kadar ferahlatan bir serinliktir.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bu dünya altı kez battı, altı kez çıktı su yüzüne,
Her devrin alnında bir tufan, bir kıyamet mührü yine.

Yedinci batış ne vakit, ne zaman doğar o sır,
Ben bilmem; perde ardında saklıdır o büyük emir.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Kızım Hasret’e
Yirmi bir yıl önceydi,
Evimizin içine doğan bir güneş gibi geldin.
Annenin kucağından
Titreyen ellerime bırakıldın.
Korkuyordum…

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bazen insan,
birini kaybetmez aslında
Sadece onun
kendi hayatına ait olmadığını öğrenir.

Bir dua gibi taşır içinde,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Kalbim kayboldu bir gece,
Kör kuyulara düştü sesim;
Bir "ah" olup çarptım göklere,
Dönüp de kendimi işittim.

Sen

Devamını Oku
Muhsin Yener

İyilikle başlar insanın yolculuğu,
güzellikle anlam bulur geçen ömrü.
Doğruluk pusulasıdır karanlık zamanlarda,
dürüstlük ise başı dik tutan en sağlam direk.

Sevgi olmadan kurur gönüller,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Kalbinde iyilik taşıyanlara,
Masum yüreklerin saf ışığına,
Bir dua yükselir sessizce göğe,
Selamet olsun her bir adımına.

Afiyetle dolsun ömürleri,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerlerden sınar. Benim hikayem de biraz böyle başladı. Önceleri sadece kendim için yazıyordum; içimde birikenleri kağıda dökmek, sessizce kendimle konuşmanın bir yoluydu. Sonra bu yazılar şiir sayfalarına taşındı, kelimelerim yavaş yavaş başkalarına da dokunmaya başladı.
42 yaşında geçirdiğim kalp krizi hayatımın yönünü değiştiren ilk büyük kırılmaydı. Bypass ameliyatı oldum. Ardından beynime pıhtı attı ve uzun bir süre konuşamadım. O suskunluk döneminde, kelimelerle yeniden tanıştım. Okumaya ve yazmaya daha sıkı sarıldım. Her okuduğum satırda, her yazdığım cümlede kendimi yeniden kurdum.
Zamanla yazmak benim için sadece bir uğraş değil, bir iyileşme biçimi oldu. Yazdıkça ve okudukça geliştiğimi hissettim. İçimdeki sessizlik, yerini anlamlı cümlelere bıraktı.
Ancak hayatın sınavları bitmedi. Larenks (gırtlak) kanseri teşhisi konuldu. Radyoterapi ve kemoterapi süreçlerinden geçtim. Bu süreç kolay değildi; ama yine kelimelere sığındım. Daha çok köşe yazıları ve şiirler yazmaya başladım. Yazmak, bana hem güç verdi hem de sabrı öğretti.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum. Her yaşadığım zorluk beni biraz daha olgunlaştırdı, biraz daha ustalaştırdı. Belki de bu dünyadaki payıma düşen sınav buydu. Ben de bunu kabullenip şükretmeyi seçtim.
Hayat, her şeye rağmen devam ediyor. Ve ben, kelimelerle yürümeye devam ediyorum.

Devamını Oku