Milyonlarca insan silinmedi mi
yeryüzünün yorgun alnından,
bir tenin ötekinden
daha üstün olmadığını
anlasın diye insanlık…
“Hiçbir şey kayda değmez aşkım.” diyorsun ya,
Ben seni ömrümün en sessiz yerine kaydettim.
Kalbimin kıyısında bir dua gibi duruyorsun hâlâ,
Ne zaman gece inse içime,
Adın yıldız olup yanıyor.
Bu memlekette kimse kimsenin derdine ortak değil aslında,
herkes bir rolün peşinde.
Sever gibi,
düşünür gibi,
Hıdrellez
umudun yeşerdiği gün
toprak hafifçe aralanır
bir dileğin kökü değsin diye derine
rüzgar, eski bir şarkıyı taşır
Zamana sığmadı cümlelerimiz,
yarım kaldı en güzel yerinde.
Bir kapı aralık,
bir ışık sönük,
bir şarkı suskun kaldı içimizde.
Bu dünyadan giderken
Bir hırka gibi bırakalım ömrü kapıda;
Kin tutmadan, hesap sormadan,
Bir eski şarkının hüznüyle.
Ne servet taşısın elimiz,
Bir toplumun çöküşü, çoğu zaman büyük felaketlerle değil, küçük ama derin yanılgılarla başlar. Biz de o yanılgılardan birine uzun zamandır tutunuyoruz: İyiliği zayıflık, merhameti safdillik, dürüstlüğü ise aptallık sanıyoruz.
Oysa mesele hiç de göründüğü gibi değil.
İyi insanlar, sandığımız gibi hayatı anlamayan, kandırılmaya müsait kişiler değildir. Aksine, çoğu zaman her şeyin farkındadırlar. Kimin ne yaptığını, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilirler. Ama buna rağmen iyiliği seçerler. Çünkü onlar, kirlenmemeyi bir kayıp değil, bir duruş olarak görürler.
Biz ise başka bir yolu tercih ettik.
Kurnazlığı zekâ sandık. Çıkarcılığı başarı diye alkışladık. Birinin hakkını yemek “uyanıklık” oldu, sözünde durmak “enayilik.” Böyle böyle değerler yer değiştirdi. Ve en tehlikelisi de şu oldu: Bu yeni düzen bize normal gelmeye başladı.
İyi insanlar bu yüzden sustu. Kimi geri çekildi, kimi kalabalıkların arasından sessizce kayboldu. Çünkü seslerini yükselttiklerinde alay edildi, dürüst kaldıklarında dışlandılar. Biz onların iyiliğini anlamak yerine, onları küçümsemeyi seçtik.
İyilik; Bir şiirdir
Sessizce başlar, kalpte yankılanır
Bir tebessümde, bir selamda
Dünyanın en sade mısrasına dönüşür.
İyilik;
İyilik yapana iyilik kolaydır,
Bir tebessümle karşılık bulur kalpte.
Asıl mesele, karanlığa ışık olmak,
Kötülüğe rağmen iyiliği seçmekte.
Bir söz incitir, bir bakış yaralar,
İyilik maskesi ve Gerçek Yüzler
İnsanları tanımak, çoğu zaman sandığımızdan daha uzun ve daha karmaşık bir süreçtir. İlk karşılaşmalar, güzel sözler, sıcak gülüşler… Hepsi bir izlenim oluşturur. Ama bu izlenim, çoğu zaman gerçeğin kendisi değil; gerçeğin özenle hazırlanmış bir sunumudur. İşte bu yüzden, kimse için erkenden “iyi biri” hükmünü vermek, çoğu zaman aceleci bir yargıdan ibarettir.
Çünkü insanın gerçek yüzü, her şey yolundayken değil; tam tersine, köprüler yıkıldığında ortaya çıkar. Menfaatler ortadan kalktığında, çıkar ilişkileri sustuğunda ve hesaplar kapanmaya başladığında… İşte o an, sözlerin değil karakterin konuştuğu andır. Bir insanın kim olduğunu anlamak istiyorsanız, onun zor zamanlardaki tavrına bakın. Kazanırken değil, kaybederken nasıl davrandığına.
Bugünün dünyasında ilişkiler, ne yazık ki çoğu zaman çıkar ekseninde şekilleniyor. İnsanlar birbirine yaklaşırken samimiyetten çok faydayı, dostluktan çok avantajı gözetiyor. Böyle bir düzende, herkes iyi görünmeyi başarabilir. Çünkü iyi görünmek kolaydır; zor olan, gerçekten iyi kalabilmektir.
Daha da çarpıcı olan şu: Siz iyiyken, yani niyetiniz temizken, kalbiniz açıkken… Karşınızdaki herkesi de öyle sanırsınız. Çünkü insan, çoğu zaman karşısındakini kendi iç dünyasının aynası gibi görür. Oysa gerçek hayat, bu kadar saf bir denklem üzerine kurulmaz. Sizin iyiliğiniz, herkesin iyi olduğu anlamına gelmez.
Bu yüzden belki de en sağlıklı yaklaşım; insanlara zaman tanımaktır. Hüküm vermeden önce gözlemlemek, sözlerden çok davranışlara dikkat etmek… Ve en önemlisi, bir insanı değerlendirirken onun en zor anlarını hesaba katmaktır. Çünkü karakter, rahatlıkta değil; sıkışmışlıkta şekillenir ve ortaya çıkar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!