Yeter ki
bir insanın yüreğine
taş gibi düşmesin sözlerin.
Yeter ki
bir çocuğun gözünden
Şehir, çoğu zaman kendine o kadar dalar ki hemen yanı başındaki köyleri unutmayı başarır.
Oysa o köyler, sessiz ama derin bir hafızayı taşır.
Yosun tutmuş, sararmış, biçim verilmemiş taşlar Kuruyan otlar.
Kuran der ki
Bir masum düşerse toprağa,
yalnız bir beden değildir gömülen;
insanın içindeki merhamettir biraz da…
Ve dünya, bir çocuğun susan gözleri kadar
karanlığa bürünür o vakit.
Kuşlar gökyüzünde süzülürken hiçbir sınır tanımaz.
Ne pasaport sorulur onlara ne de vize Bir ülkeden diğerine geçerken ne tel örgülere takılırlar ne de insanın çizdiği haritalara. Onların özgürlüğü doğanın en saf, en yalın gerçeğidir.
Müzik de tıpkı kuşlar gibi Bir notanın dili yoktur ama herkes onu anlar. Bir melodi çaldığında, hangi milletten olursak olalım, kalbimiz aynı ritimde atar.
Sözler farklı olabilir ama hisler ortaktır. Acı, sevinç, özlem, umut
Toprağın koynundan başını kaldırdı
bir lale
Sanki secdeden kalkar gibi ağır ağır…
Rengi ateşten, kalbi sırdan
Dedi ki: “Ben topraktan geldim, yine O’na varırım.”
“Sevmeye devam mı etmeliyim,” diyorsun,
“Yoksa kaldırıp tozlu raflara mı
bu yorgun kalbi...”
Bak kardeşim,
kalp dediğin
Bir insanı tanımak için sorular yetmez bazen, anlattıkları da.
Çünkü herkes kelimelerle kendine bir yüz çizer.
Ama ne zaman aynı sofraya oturursun, ne zaman ekmeğini bölüşürsün biriyle, işte o zaman başlar gerçek hikaye.
Dağın zirvesinde kurulan bir yuvayı herkes anlayamaz. Çünkü orası sadece taşın, rüzgârın ve sessizliğin değil; aynı zamanda inancın, cesaretin ve adanmışlığın mekanıdır. Kartallarla dost olmak, bulutlarla konuşmak bir hayal değil, bir yaşam biçimidir mavi bereli için. O yüksekliklerde insan, sadece doğayla değil, kendi yüreğiyle de baş başa kalır.
Mavi bereli olmak, dışarıdan bakıldığında bir üniforma gibi görünse de aslında bir ruh halidir. Fedakarlığın, disiplinin ve vatan sevgisinin en saf halidir. Herkesin uykuda olduğu saatlerde gözünü kırpmadan nöbet tutmak, sadece bir görev değil; bir milletin huzuruna sessizce sahip çıkmaktır.
Bir elinde silah, diğer elinde yüreğiyle durur o. Çünkü bilir ki asıl güç, taşıdığı silahta değil, kalbinde taşıdığı vatan sevgisindedir. Gün gelir, bu sevda uğruna en ağır bedeli ödemekten çekinmez. Ya vurur ya vurulur.
Ama asla geri adım atmaz.
Ve bu toprakların değişmeyen gerçeğidir: Bir mavi bereli şehit düşerse, onun yerini dolduracak binlercesi doğar. Çünkü bu sevda, bir kişiye sığmayacak kadar büyüktür. Bayrak dalgalandıkça, bu ruh yaşamaya devam eder.
Bu yüzden mavi bereli olmak kolay değildir. Ama bir o kadar da onurludur. Çünkü onların hikayesi, sadece bir askerlik hikayesi değil; bir milletin dimdik ayakta kalma hikayesidir.
Umudu, sevinci çalınmış bir güne uyandık bugün…
Yine de içimizden eksilmeden
bir “merhaba” bırakmalı insan
dostların kapısına,
yüreği güzel insanlara.
Merhaba…
Bir toplumu ayakta tutan en güçlü bağ; aynı toprağa, aynı bayrağa ve aynı geleceğe inanabilme iradesidir. İnsanlar farklı mezheplere, farklı etnik kökenlere, farklı yaşam biçimlerine sahip olabilir.
Bu farklılıklar toplumların zenginliğidir. Ancak unutulmamalıdır ki; bir milletin varlığını sürdürebilmesi için önce ortak değerlerde birleşmesi gerekir. Çünkü milli birlik yoksa ne huzur kalır ne kardeşlik ne de gelecek.
Bugün dünyanın birçok yerinde toplumlar; mezhep, ırk ve kimlik çatışmaları yüzünden parçalanıyor.




-
Muhsin Yener
-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarAŞK
Aşk her şeyin güzeli değil midir
Aşk tıpkı bir ilkbahar gibi değil midir
Önce baygın gözler gizli gizli konuşur
Sonra aşk kalpte yeşerir
Dudaklar türlü sevda masalları okur
Ve bu hayat tahammüle göre değişir
Sonra biçare aşıkların
birden bi ...
Adım Muhsin Yener.
Şiir yazarım şiir okurum
Şiir konuşurum şiir düşünürümİ
Ülküm kızıl elma turan ülkü südür.
Vatan Bayrak Türk milleti için gerekirse
Dünyanın şah damarını keserim.
Efkarlanınca iki kadeh atarım bazen güler bazen ağlarım.
Önlerden açılmış ...