Yaşamak seninle bir başka zamanı,
Bir başka zamanda seni yaşamak...
Ömrün en sessiz kıyısında bile
Adını kalbime yeniden yazmak.
Bir rüzgâr gibi geçsen yıllarımdan,
Bugün Türkiye’de siyasetin en dikkat çekici tarafı, insanların artık sadece bir partiye değil, bir çıkış yoluna ihtiyaç duymasıdır.
Meydanları dolduran kalabalıkların altında sadece siyasi heyecan değil; geçim derdi, gelecek korkusu ve umut arayışı vardır.
Ekonomik sıkıntılar büyüdükçe, hayat pahalılığı insanların omzuna ağır yükler bindirdikçe toplum doğal olarak değişim arayışına yöneliyor.
Son zamanlarda meydanlardan bazılarının
elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi
çığlık çığlığa sesler geliyor
Bir kürsüden diğerine
savrulan sesler,
Bir insanın yüzünde saklıdır hakikat,
Ne yazarsa yazsın isminin önünde, eksik kalır bir yan.
Ünvanlar gelir geçer, rüzgar gibi,
Ama bir bakış yıllara meydan okur, susmadan.
Televizyon dizileri, hayatın içinden kesitler sunar gibi görünse de aslında kurgunun ta kendisidir. Ancak ne yazık ki bazı insanlar, bu kurguyla gerçeklik arasındaki çizgiyi ayırt etmekte zorlanır. İzlediği karakterleri, yaşanan olayları birebir hayatın karşılığı gibi görür; duyduğu her sözü hakikat, gördüğü her sahneyi yaşanmışlık sanır.
Oysa diziler, duyguları harekete geçirmek, izleyiciyi ekran başında tutmak için abartılır, süslenir, çoğu zaman gerçeklikten uzaklaştırılır. İyi ile kötünün keskin çizgilerle ayrıldığı, olayların dramatize edildiği bu dünyayı sorgulamadan kabullenmek, insanın düşünme yetisini köreltir. Çünkü gerçek hayat, dizilerdeki kadar net, hızlı ve keskin değildir.
Asıl sorun, izlenenle yetinmeyip onu yaşam biçimine dönüştürmektir. İnsan ilişkilerini, değer yargılarını, hatta hayata bakış açısını diziler üzerinden şekillendirmek bireyin kendi aklını, muhakemesini ikinci plana atması anlamına gelir. Bu da zamanla sağduyunun yerini taklide bırakmasına yol açar.
Elbette diziler izlenir, keyif alınır. Ancak izlemekle inanmak arasındaki farkı bilmek gerekir. Gerçek hayat, senaryosu yazılmış bir sahne değil sorumluluk, emek ve bilinç isteyen bir yolculuktur. Bu yolculukta başkalarının yazdığı hikayelerle değil, kendi aklımız ve değerlerimizle ilerlemek en doğrusudur.
Kısacası mesele diziler değil; mesele, izlediğini sorgulamadan kabul eden zihniyettir. İnsan, gördüğü her şeyi gerçek sanacak kadar kolay yönlendiriliyorsa, sorun ekranda değil, o bakış açısındadır.
Söyleyecek çok şey var içimde,
kelimeler kapıya dayanmış,
her biri ayrı bir ağırlık,
her biri ayrı bir yangın.
Ama
Kalbi olanın
bir avuç merhametle yürüdüğü bu dünyada
aklı eksik sayıldı çoğu zaman.
Beyni olanınsa
hesapları büyüdü,
Aynı yağmurun altında ıslandık biz
Aynı güneşe çevirdik yüzümüzü.
Kiminin adı Arnavut kaldı sokaklarda,
Kiminin sesi Laz türkülerinde saklı,
Kiminin yüreği Kürtçe bir ağıtta ağladı,
Kiminin duası Çerkez dağlarından esti.
Yaş ilerledikçe insanın kulağı da, gönlü de değişiyor. Gençlikte hızlı akan melodiler, coşkulu sözler daha cazip gelirken; yıllar geçtikçe insan, ruhuna dokunan, içinde yankı bulan seslerin peşine düşüyor. İşte tam da bu noktada Türk sanat müziği, insanın iç dünyasına açılan zarif bir kapı gibi beliriyor.
Türk sanat müziği sadece bir müzik türü değildir; aynı zamanda bir hatıra, bir özlem, bir iç konuşmadır. Her bir makam, her bir nağme insanın ruhunda farklı bir kapıyı aralar. Hicaz’da bir hüzün, Rast’ta bir dinginlik, Nihavent’te bir iç çekiş saklıdır. Yaş aldıkça insan bu incelikleri daha derinden hissetmeye başlar.
Çünkü artık hayat sadece yaşanmış değil, anlaşılmıştır da.
Gün gelir bir şarkı çalar, insan kendini yıllar öncesinde bulur. Bir bakarsınız eski bir sokakta yürüyorsunuz, bir bakarsınız gençliğinizin en saf duygularını yeniden hissediyorsunuz. Türk sanat müziği, insanı geçmişine götüren en nazik yolculuklardan biridir. Ne bağırır ne çağırır; sadece usulca anlatır, dinleyene kendini bırakır.
Türküm
bu toprağın sesiyim, rüzgarında saklı bir iz,
adı Türkiye olan bir yüreğin içindeyim.
Cumhuriyetin gölgesinde büyüdüm,
bayrağın kırmızısında kendimi buldum,




-
Muhsin Yener
-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarAŞK
Aşk her şeyin güzeli değil midir
Aşk tıpkı bir ilkbahar gibi değil midir
Önce baygın gözler gizli gizli konuşur
Sonra aşk kalpte yeşerir
Dudaklar türlü sevda masalları okur
Ve bu hayat tahammüle göre değişir
Sonra biçare aşıkların
birden bi ...
Adım Muhsin Yener.
Şiir yazarım şiir okurum
Şiir konuşurum şiir düşünürümİ
Ülküm kızıl elma turan ülkü südür.
Vatan Bayrak Türk milleti için gerekirse
Dünyanın şah damarını keserim.
Efkarlanınca iki kadeh atarım bazen güler bazen ağlarım.
Önlerden açılmış ...