Ve seni sevmek…
yaz ortasında, göğü delen o keskin güneşin altında
avuçta eriyen zaman gibi,
boğazdan geçen buz gibi kiraz şurubu kadar ani,
bir o kadar ferahlatan bir serinliktir.
Yakıcıdır önce, içini kavurur,
Bazen kalbimiz
en çok yanlış kapılarda yorulur
çünkü hayat
kime güvenmememiz gerektiğini öğretmeden
kime güveneceğimizi göstermez
Bazı duygular vardır
yüksek ses kaldırmaz,
fısıltıya bile çekinir.
Kırılmaktan korkar,
kaybetmenin eşiğinde durur,
İnsan bazen hayatın en kritik kavşağında, kalabalıkların sesine mi kulak vereceğine yoksa kendi vicdanının fısıltısını mı dinleyeceğine karar vermek zorunda kalır. İşte o an, aslında kim olduğumuzun en net cevabını verir.
Günümüz dünyasında çoğunluğun içinde olmak, çoğu zaman güvenli bir liman gibi sunulur. Kalabalıkların arasında kaybolmak, sorumluluğu da, sorgulamayı da azaltır. “Herkes böyle yapıyor” cümlesi, birçok yanlışın en kolay bahanesi haline gelir. Oysa insan, sadece kalabalığın bir parçası olmak için değil, kendi doğrularını yaşayabilmek için vardır.
İnanmadığın bir yolda yürümek, aslında her adımda kendinden biraz daha vazgeçmektir. Başkalarının doğruları uğruna kendi hakikatini susturmak, en büyük yalnızlıktır. Çünkü insanı yalnızlaştıran şey, etrafında kimsenin olmaması değil; kendi içinde kaybolmasıdır.
Buna karşılık, inandığın bir yolda tek başına yürümek İşte bu, cesaret ister. Bu, bedel ister. Bazen eleştirilirsin, bazen anlaşılmazsın, bazen de yalnız kalırsın. Ama bilirsin ki attığın her adım sana aittir. Her duruş, her söz, senin gerçeğindir.
Tarih boyunca iz bırakan insanların çoğu, kalabalıkların değil; inandıkları yolun peşinden gidenler olmuştur. Çünkü hakikat, çoğu zaman gürültünün içinde değil, sessiz bir direnişte saklıdır.
Sonuçta mesele şudur Milyonlarla yürümek mi, yoksa doğru bildiğin yolda tek başına kalmak mı? Benim cevabım net… İnanmadığım bir yolda milyonlarla yürümektense, inandığım yolda tek başıma yürümeyi tercih ederim. Çünkü insanın en büyük yol arkadaşı, kendi vicdanıdır.
Düşman çökmüş yurda, karanlık gece,
Bozkırın bağrında kor olmuş acı.
Bir ses yükselmişti Tanrı Dağı’nca,
Demirden irade: Mehmet’in gücü.
Yala yut dünyayı,
boğazında kalmasın derler ya hani,
bir lokma haram için
ömür törpüleyenler var.
Kiminin cebinde para,
Seni sevmek, delice anlatamamak...
Gözyaşlarımdan dökülen her yaprak gibi,
Sararıp çürümek senden uzaklarda.
Yıllar boyu seninle yaşamak,
Güzel zamanlarda bir kır çiçeği gibi açıp solmak.
Seni sevmek, delice anlatamamak...
Gözyaşlarımdan dökülen her yaprak gibi,
Sararıp çürümek senden uzaklarda.
Yıllar boyu seninle yaşamak,
Güzel zamanlarda bir kır çiçeği gibi açıp solmak.
Gülüşün bir bahar rüzgarı gibi zarif,
Bakışın gönlüme düşen sevda
Saçlarında mevsimler saklı, ey sevgili,
Her halinle gönlümde aşksın .
Yüce Yaradan’ın bu dünyada bana bir armağanısın,
Gönlümde açan en güzel, çiçeksin
Selam Olsun
Her şeyin para ile, pul ile tartıldığı zamanda, insanın değeri cüzdanında aranırken, hakikatin sesi kalabalıklar içinde kaybolurken.
Doğruluğun beş para etmediği, dürüstlüğün yük sayıldığı, hainin alkışlandığı, hırsızın itibar gördüğü günlerde;




-
Muhsin Yener
-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarAŞK
Aşk her şeyin güzeli değil midir
Aşk tıpkı bir ilkbahar gibi değil midir
Önce baygın gözler gizli gizli konuşur
Sonra aşk kalpte yeşerir
Dudaklar türlü sevda masalları okur
Ve bu hayat tahammüle göre değişir
Sonra biçare aşıkların
birden bi ...
Adım Muhsin Yener.
Şiir yazarım şiir okurum
Şiir konuşurum şiir düşünürümİ
Ülküm kızıl elma turan ülkü südür.
Vatan Bayrak Türk milleti için gerekirse
Dünyanın şah damarını keserim.
Efkarlanınca iki kadeh atarım bazen güler bazen ağlarım.
Önlerden açılmış ...