İnsan, zamanla en ağır yükleri bile taşımayı öğreniyor. Başta zor gelen, can yakan ne varsa, bir süre sonra sıradanlaşıyor. Belki de bu yüzden artık ağlamamız gereken yerde gülüyoruz. İçimizden gelmese bile yüzümüzde bir tebessüm taşıyoruz; çünkü başka türlü ayakta kalamayacağımızı düşünüyoruz.
Hayatın yükü sadece omuzlarımızda değil, ruhumuzda da birikiyor. Ama biz yine de devam ediyoruz. Gönüllü ya da gönülsüz, her sabah kalkıp çalışıyoruz. Çoğu zaman neden yaptığımızı bile sorgulamadan, bir düzenin içinde sürüklenip gidiyoruz.
En acı tarafı ise şu: Emek bizim. Ter bizim. Yorgunluk bizim. Ama ortaya çıkan iş, kurulan düzen, alınan kararlar çoğu zaman bize ait değil. Üretiyoruz ama sahip olamıyoruz. Çalışıyoruz ama yön veremiyoruz.
Belki de asıl mesele burada başlıyor. İnsan sadece çalışmak değil, emeğinin karşılığını görmek ve ona sahip çıkabilmek ister. Çünkü emek, insanın sadece gücü değil, aynı zamanda onurudur.
En Boktan Zaman
Geçmişin karanlığından bugüne,
aptallar da geçti bu dünyadan;
sapıklar, katiller, teröristler...
Hepsi bir iz bıraktı ardından.
Biz, Ergenekon Destanı’ndan çıkan bir nefesiz,
Ateşle konuşan, demiri ikna eden
bir sabrın çocuklarıyız.
Bir kıvılcımla başladık,
Bir dağın kalbinde yol olduk.
Her şeyi erteleyebiliriz…
zamanı, planları, yarına bıraktığımız hayalleri.
Ama bir şeyi asla ertelememeliyiz:
sevdiklerimize vereceğimiz sevgiyi.
Evin Reisinin İki Vazifesi
Rivayet odur ki bir ev reisinin,
Hayatta iki vazifesi vardır derler:
Biri çöpü usulca dışarı bırakmak,
Biri sofraya sıcak ekmeği getirmek.
Evler de insan gibidir, bir ömür taşır içinde; Bir kahkaha saklıdır suskun pencere dibinde.
Duvarlarında sırların gölgesi gezinirken, Bir çocuk sesi kalmıştır yılların derinliğinde.
Kapılar kapanır bir gün, yollar uzaklaşır evden, Perdeler solup gider, ışık çekilir pencereden.
Güç bedenini yönetir,
beden yorulur bir gün,
kaslar çözülür, dizler titrer,
aynalar bile yüzüne yabancı bakar.
İnanç hafızayı yönetir,
Ey nefsim!
Sus artık;
Yıllardır kulağıma dünya üfleyen
O uğursuz fısıltını kes!
Ey Rabbim
İstemeden verdiklerinle
Şaşkına dönen gönlüm,
İstediklerimi de vereceğine
Secdelerde inanır şimdi…
Ey vatan!
Adınla titrer yüreklerimiz,
Bir hilal uğruna
Nice can verdik biz!
Mustafa Kemal yürüdü Samsun’a,
Ardında iman, önünde istikbal;




-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarÇöl Ortasında Bir Vaha
Denize kavuşmak umuduyla
bir ırmağın koynunda aktığımı sandım.
Her virajı,
her taşı,
her sessizliği
denize çıkan bir yol bildim.
Oysa yanılmışım...
Meğer ben,
sulara kavuşmayı bekleyen bir ırmak değil,
sonsuz susuzluğun ort ...