İyilik ektim kalbimin en derinliklerine,
Güzellik büyüdü sessizce içimde.
İyi ahlakla yürüdüm hayat yolunda,
Dürüstlük ışık oldu yoluma.
İyilik ektim kalbimin en derinliklerine,
Güzellik büyüdü sessizce içimde.
İyi ahlakla yürüdüm hayat yolunda,
Dürüstlük ışık oldu yoluma.
Ben hayatı bir şiir gibi yaşıyorum;
Her mısrada biraz umut,
her dizede biraz sabır taşıyorum.
Ben bir tövbe ederim,
Üzgün olma…
İçine çöken karanlığa teslim olma.
Nefret etme,
çünkü en ağır yük,
taşıyana aittir.
Kimi parasız eğri büğrü açlık içinde
Kimi paralı ensesi kalın bolluk içinde
Yazan yazmış anlına kader çizgisini.
Biri üvey evlat biri öz evlat ilahi adalet kime... Kimi eğri yollarda, açlığın gölgesinde, Kimi altın sofrada, bolluğun içinde.
Yazılmış alnımıza bir kader çizgisi,
Silinmez mi sanırsın bu yazgı izini?
Hayat bazen insanı hiç ummadığı yerden yakalar. Ben de bir zamanlar sadece kendim için yazıyordum; sessizce, kimse duymadan, kendi içime konuşur gibi… Ta ki 42 yaşında geçirdiğim kalp kriziyle hayatımın yönü değişene kadar.
O gün sadece bir sağlık sorunu yaşamadım; aynı zamanda hayatın ne kadar kırılgan olduğunu öğrendim. Ardından gelen by-pass ameliyatı, derken beynime pıhtı atması… Uzun bir süre konuşamadım. İnsan konuşamayınca anlıyor kelimelerin değerini. Söyleyemediklerim içimde birikti, birikti… Ve ben o birikenleri yazıya dökmeye başladım.
Yazmak artık bir tercih değil, bir ihtiyaç oldu benim için. Kalemim sesim oldu. İçimde kalan her cümle, her duygu satırlara döküldü.
Tam toparlanıyorum derken bu kez gırtlak kanseriyle sınandım. Belki de hayat bana “Sözün kıymetini en iyi sen bileceksin” diyordu. Ben de pes etmedim. Aksine, daha çok yazdım. Daha çok düşündüm. Daha çok hissettim.
Köşe yazıları yazmaya başladım, şiirler kaleme aldım. Çünkü anladım ki insanın içinden geçenleri ifade etmesi, yaşadığını gerçekten hissetmesi demek. Yazdıkça iyileştim. Yazdıkça güçlendim.
Bugün dönüp baktığımda yaşadıklarımın her biri ağır birer imtihan gibi görünebilir. Ama ben artık başka bir yerden bakıyorum: “Daha ne olsun?” diyorum. Nefes alabiliyorum, düşünebiliyorum, yazabiliyorum… İyilik ve sağlık varsa, gerisi bir şekilde tamamlanıyor.
Herkese bir ekmek, bir hırka yeter dediler, Tok karınlarından konuştular yıllarca.
Bir lokmaya mahkum edilenlerin Sessiz çığlığını duymadılar.
Çünkü mesele nereden baktığın değil, Ne gördüğündür aslında.
Saraydan bakanla sokaktan bakanın Aynı değildir vicdanı.
Herkes Eşit Doğar
Herkes eşit doğar bu dünyaya,
Kiminin sarayı yok, kiminin köşkü.
Aynı gökyüzüne bakar gözlerimiz,
Aynı toprağa düşer son nefesimiz.
O Bir Isırığın Tadı
Yerli Malı Haftası'nda öğrendik paylaşmayı,
Bir avuç üzüm, bir dilim kekti soframız.
"Benim." demezdi hiçbir çocuk o günlerde,
"Bizim." diye büyürdü bütün sevdalarımız.
Aptal derler, kötü derler,
Hasta derler, hasta eder.
Deli derler, deli kılar,
Soğuk derler, ruhu deler.
Bilmezler ki ne yaptığın,




-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarÇöl Ortasında Bir Vaha
Denize kavuşmak umuduyla
bir ırmağın koynunda aktığımı sandım.
Her virajı,
her taşı,
her sessizliği
denize çıkan bir yol bildim.
Oysa yanılmışım...
Meğer ben,
sulara kavuşmayı bekleyen bir ırmak değil,
sonsuz susuzluğun ort ...