Bazen birini sevmek, eksik yaşamayı göze almak demektir. Hayatın bütün parçaları yerli yerinde durur; sokaklar aynı, masa aynı, çay yine aynı bardakta. Ama bir şey eksiktir ve o eksiklik, insanın içine yerleşip kendine bir ev kurar.
İnsan sevdiğinin adını her zaman yüksek sesle söyleyemez. Çünkü bazı isimler, söylenir söylenmez dağılacak kadar narindir. Bu yüzden çoğu sevgi içten yaşanır, içten büyür ve yine içte saklanır. Dışarıdan bakıldığında her şey olağandır ama içeride, kelimelerin yetmediği bir yer vardır.
Modern insan çok şey söylüyor aslında. Mesajlar, konuşmalar, uzun uzun anlatmalar… Ama iş aşka gelince, en sahici duygular hep yarım kalıyor. Çünkü aşk dediğimiz şey, tam ifade edilecekken kırılan bir duygu. Belki de bu yüzden en gerçek sevgi, en az söylenenidir.
Bir çayın buharında birini hatırlamak mesela… Kimseye anlatamayacağın kadar basit ama bir o kadar da derin bir şeydir bu. Gündelik hayatın içinde saklanan küçük anlar, insanın en büyük duygularını taşır. Ve o anlarda insan anlar: Sevmek, büyük cümleler kurmak değil; küçük şeylerde birini sürekli bulmaktır.
En garip olanı ise şudur: İnsan bazen birini en çok yokken sever. Çünkü yokluk, duyguyu azaltmaz; aksine keskinleştirir. Varlık alışkanlık yaratır, yokluk ise farkındalık. Bu yüzden bazı insanlar yanımızda değilken bile hayatımızın en gerçek parçası olmaya devam eder.
Sonunda şunu kabulleniriz: Her sevgi biraz susmaktır. Her sevgi biraz eksik kalır. Ama belki de tam bu yüzden, en çok içimize attıklarımız en çok bizim olanlardır.
Her şeyi bilmek,
dünyanın her köşesinde ses olmak değildir.
Çünkü hakikat,
kendini çoğaltan sözlerde değil,
sessizliğin derin kuyularında büyür.
Her şeyin bir adabı vardır
yazmanın da
konuşmanın da
insana hitap etmenin de.
Ben,
Her şeyin bir çaresi var,
Dediler bana, sustum
Çünkü bazı yaralar vardır ki
Merhemi, yaranın kendisidir oğlum.
Bir taş düştü içime,
Milyonlarca insan silinmedi mi
yeryüzünün yorgun alnından,
bir tenin ötekinden
daha üstün olmadığını
anlasın diye insanlık…
“Hiçbir şey kayda değmez aşkım.” diyorsun ya,
Ben seni ömrümün en sessiz yerine kaydettim.
Kalbimin kıyısında bir dua gibi duruyorsun hâlâ,
Ne zaman gece inse içime,
Adın yıldız olup yanıyor.
Bu memlekette kimse kimsenin derdine ortak değil aslında,
herkes bir rolün peşinde.
Sever gibi,
düşünür gibi,
Hıdrellez
umudun yeşerdiği gün
toprak hafifçe aralanır
bir dileğin kökü değsin diye derine
rüzgar, eski bir şarkıyı taşır
Zamana sığmadı cümlelerimiz,
yarım kaldı en güzel yerinde.
Bir kapı aralık,
bir ışık sönük,
bir şarkı suskun kaldı içimizde.
Çok Gizli Özne
Sevmek fiilini
yüklenmiş bir cümlenin
çok gizli öznesiyim ben.




-
Muhsin Yener
Tüm YorumlarÇöl Ortasında Bir Vaha
Denize kavuşmak umuduyla
bir ırmağın koynunda aktığımı sandım.
Her virajı,
her taşı,
her sessizliği
denize çıkan bir yol bildim.
Oysa yanılmışım...
Meğer ben,
sulara kavuşmayı bekleyen bir ırmak değil,
sonsuz susuzluğun ort ...