Bütün korkulardan arınmış bir sabaha uyanmalı insan,
hüzün kapısını sessizce çekip gitmeli geceyle birlikte.
Endişeler, eski bir rüzgar gibi
uzak limanlara savrulmalı.
Çocukların lokuma, şekere doyduğu,
Bir bayram sabahı düşlüyorum.
Kapılarda mahzun bekleyişlerin değil,
Kahkahaların yankılandığı.
Fakir hanelerde kaynayan bir tencere,
Sen şimdi uyuyorsun ya,
Kıvrılmış kirpiğinden, saçlarından öperim.
Nereye koyacağını bilmediğin için alelade geçiştirdiğin ellerinden, avuç içlerinden öperim.
Gülüşü güzel,
bakışı içime dokunan kadınım
Saçlarında baharı saklayan,
bir mevsimi omuzlarında taşıyan,
konuşurken kelimeleri
Bir bahar sabahı gibi doğdun hayatımıza,
Gülüşünle aydınlandı her yanımız güzel torunum Nisa.
Kalbimizde açan en güzel çiçeksin sen,
Sevginle çoğalır umutlar her geçen gün yeniden.
O beni hatırlamıyordu.
Ne garip,
bir zamanlar aynı cümlelerde yaşadığımız insanın
bir gün yabancıya dönüşmesi.
Gerçek dost
sessiz zamanların içinden çıkar
kalabalıklar dağılırken
yanında kalan o tek gölgedir
İyi günde
ÖNCE VATAN
Kimisi partim der, kimisi okulum,
Kimisi mezhebim, kimisi cemaatim…
Çizgiler çizerler insanın üstüne,
Dar kalıplara hapsederler ruhu.
Gölgen hep yanımda olacak.
Herkesin gizli bir şarkısı vardır,
ömrü boyunca içinde taşıdığı,
bazen öyle derine gömdüğü ki
zamanla kendisi de unutur.
İnsanlarla kurduğum iletişimde her zaman bir denge aradım. Kiminle konuşuyorsam onun dünyasına saygı duydum, kelimelerimi ona göre seçtim, tavrımı ona göre şekillendirdim. Çünkü anladım ki iletişim, yalnızca konuşmak değil; karşındakini gerçekten anlayabilmektir.
Zamanında insanların seviyesine inmek değil, onlara ulaşabilmek için onların dilinden konuşmayı tercih ettim. Kimi zaman bir gecekondu sofrasında samimi bir sohbetin parçası oldum, kimi zaman bir villanın salonunda farklı bir dünyanın penceresinden baktım hayata. Ama her yerde aynı özü taşıdım: insan olmayı, saygıyı ve anlaşılmayı.
Ne var ki bugün yazdığım şiirler, kaleme aldığım köşe yazıları bazılarına uzak geliyor. Oysa ben değişmedim; sadece içimde birikenleri daha derin, daha açık bir dille ifade etmeye başladım. Belki de sorun, benim anlatmamda değil; alışılmış kalıpların dışına çıkıldığında duyulan yabancılıkta saklıdır.
Ben hâlâ her kesimle konuşabilirim. Gecekondu da yaşayanla da, villada oturanla da aynı samimiyetle anlaşırım. Çünkü biliyorum ki insanın değeri, yaşadığı yerle değil; kurduğu gönül bağıyla ölçülür.
Ve ben, her zaman o bağı kurabilmenin derdindeyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!