Her şeyi erteleyebiliriz…
zamanı, planları, yarına bıraktığımız hayalleri.
Ama bir şeyi asla ertelememeliyiz:
sevdiklerimize vereceğimiz sevgiyi.
Evler de insan gibidir, bir ömür taşır içinde; Bir kahkaha saklıdır suskun pencere dibinde.
Duvarlarında sırların gölgesi gezinirken, Bir çocuk sesi kalmıştır yılların derinliğinde.
Kapılar kapanır bir gün, yollar uzaklaşır evden, Perdeler solup gider, ışık çekilir pencereden.
Güç bedenini yönetir,
beden yorulur bir gün,
kaslar çözülür, dizler titrer,
aynalar bile yüzüne yabancı bakar.
İnanç hafızayı yönetir,
Ey nefsim!
Sus artık;
Yıllardır kulağıma dünya üfleyen
O uğursuz fısıltını kes!
Ey Rabbim
İstemeden verdiklerinle
Şaşkına dönen gönlüm,
İstediklerimi de vereceğine
Secdelerde inanır şimdi…
Ey vatan!
Adınla titrer yüreklerimiz,
Bir hilal uğruna
Nice can verdik biz!
Mustafa Kemal yürüdü Samsun’a,
Ardında iman, önünde istikbal;
İnsanoğlu” dediğinizde, tek bir kalıba sığmayan, tek bir tanımla sınırlandırılamayan bir bütünden söz edersiniz. Bu kelimenin içinde; farklı inançlar, farklı kültürler, sayısız dünya görüşü, birbirine zıt anlayışlar ve bitmek bilmeyen yorumlar saklıdır. Çünkü insan, doğası gereği çeşitliliktir.
Aynı gökyüzünün altında yaşayan milyonlarca insan, hayata bambaşka pencerelerden bakar. Kimi dünyayı bir sınav olarak görür, kimi bir yolculuk, kimi ise sadece yaşanması gereken bir anlar bütünü olarak… İnançlar değişir, değerler farklılaşır, doğrular yer yer çarpışır. Ama bütün bu farklılıkların ortasında değişmeyen tek şey, insanın arayışıdır: anlam arayışı.
İşte bu yüzden “insanoğlu” dediğimizde aslında bir çelişkiler toplamını da anlatırız. Hem iyiliği hem kötülüğü içinde barındıran, hem merhameti hem öfkeyi taşıyan bir varlıktır insan. Aynı kalpte sevgi de büyür, nefret de. Aynı akıl hem inşa eder hem yıkar.
Farklılıklar çoğu zaman ayrılık sebebi gibi gösterilse de, gerçekte insanı insan yapan zenginliğin ta kendisidir. Çünkü herkes aynı düşünseydi, ne gelişim olurdu ne de değişim. Fikirlerin çatışması, aslında hakikatin doğmasına zemin hazırlar.
Belki de asıl mesele, bu çeşitliliği tehdit olarak görmek yerine, anlamaya çalışmaktır. Çünkü insanı anlamak; sadece söylediklerini değil, inandıklarını, yaşadıklarını ve hissettiklerini de görmeyi gerektirir.
Sonuçta “insanoğlu” dediğiniz şey; tek bir renk değil, bir bütün olarak bir mozaiktir. Ve o mozaiğin her parçası, ne kadar farklı olursa olsun, bütünü tamamlayan bir anlam taşır.
Fatihalarla gömülmek isterim,
Dualarla uğurlanmak
Bir avuç toprak altında değil sadece,
Rahmetin gölgesinde uyumak.
Bu dünya da benimdi bir vakit,
Hayatta bazı insanlar vardır tıpkı fesleğen gibi
Dokunulmadıkça kokusunu vermez, varlığındaki cevheri hemen açığa çıkarmaz.
Onları ilk bakışta diğerlerinden ayırt etmek zordur.
Herkes gibi yaşar, herkes gibi konuşur, herkes gibi yürürler hayatın içinde.
İnsanın fıtratı yazılmış
kader gibi;
Nanköre sadakat öğretemezsin,
Yalancıya doğruluk,
Kötüye iyilik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!