Muhsin Yener Şiirleri - Şair Muhsin Yener

Muhsin Yener

Hayat bazen insanı hiç ummadığı yerden yakalar. Ben de bir zamanlar sadece kendim için yazıyordum; sessizce, kimse duymadan, kendi içime konuşur gibi… Ta ki 42 yaşında geçirdiğim kalp kriziyle hayatımın yönü değişene kadar.
O gün sadece bir sağlık sorunu yaşamadım; aynı zamanda hayatın ne kadar kırılgan olduğunu öğrendim. Ardından gelen by-pass ameliyatı, derken beynime pıhtı atması… Uzun bir süre konuşamadım. İnsan konuşamayınca anlıyor kelimelerin değerini. Söyleyemediklerim içimde birikti, birikti… Ve ben o birikenleri yazıya dökmeye başladım.
Yazmak artık bir tercih değil, bir ihtiyaç oldu benim için. Kalemim sesim oldu. İçimde kalan her cümle, her duygu satırlara döküldü.
Tam toparlanıyorum derken bu kez gırtlak kanseriyle sınandım. Belki de hayat bana “Sözün kıymetini en iyi sen bileceksin” diyordu. Ben de pes etmedim. Aksine, daha çok yazdım. Daha çok düşündüm. Daha çok hissettim.
Köşe yazıları yazmaya başladım, şiirler kaleme aldım. Çünkü anladım ki insanın içinden geçenleri ifade etmesi, yaşadığını gerçekten hissetmesi demek. Yazdıkça iyileştim. Yazdıkça güçlendim.
Bugün dönüp baktığımda yaşadıklarımın her biri ağır birer imtihan gibi görünebilir. Ama ben artık başka bir yerden bakıyorum: “Daha ne olsun?” diyorum. Nefes alabiliyorum, düşünebiliyorum, yazabiliyorum… İyilik ve sağlık varsa, gerisi bir şekilde tamamlanıyor.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Sevgi bir kuş gibi kondu yüreğime
Ürkek ama sıcak,
sessiz ama derin…

Bir çocuğun gülüşünde gördüm onu,
bir annenin gözlerinde,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Herkese bir ekmek, bir hırka yeter dediler, Tok karınlarından konuştular yıllarca. 
Bir lokmaya mahkum edilenlerin Sessiz çığlığını duymadılar.

Çünkü mesele nereden baktığın değil, Ne gördüğündür aslında.
Saraydan bakanla sokaktan bakanın Aynı değildir vicdanı.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Herkes Eşit Doğar

Herkes eşit doğar bu dünyaya,
Kiminin sarayı yok, kiminin köşkü.
Aynı gökyüzüne bakar gözlerimiz,
Aynı toprağa düşer son nefesimiz.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Ekonomi bozukluğu Manevi açlık yarattı Doyumsuz olduk hiç bir şey den mutlu değiliz gülmeyi unuttuk herkes gergin herkes tahammülsüz Ekonominin bozulması insanın sadece cebini değil, ruhunu da daraltır. Geçim sıkıntısı arttıkça insanın zihni sürekli “nasıl yetişecek?” sorusuna kilitlenir. Bu da fark etmeden bir sürekli kaygı hali yaratır. Kaygı arttıkça tahammül azalır, tahammül azaldıkça ilişkiler yıpranır.
Ama burada tek sebep ekonomi değil. Ekonomi ateşi yakar, manevi boşluk o ateşi büyütür. İnsan sadece maddi olarak değil, anlam olarak da doymazsa; ne kadar kazanırsa kazansın içindeki eksiklik hissi bitmez. Bu da “doyumsuzluk” dediğin durumu doğurur.
Bir de şu gerçek var:
Eskiden insanlar azla yetinmeyi öğrenmişti, şimdi çokla yetinemiyoruz. Çünkü kıyas arttı. Herkes birbirinin hayatına bakıyor, ama kimse kimsenin yükünü görmüyor.Sonuç?
Gülmek lüks gibi geliyor
Sabır zayıflıyor

Devamını Oku
Muhsin Yener

Aptal derler, kötü derler,
Hasta derler, hasta eder.
Deli derler, deli kılar,
Soğuk derler, ruhu deler.

Bilmezler ki ne yaptığın,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Bazen birini sevmek, eksik yaşamayı göze almak demektir. Hayatın bütün parçaları yerli yerinde durur; sokaklar aynı, masa aynı, çay yine aynı bardakta. Ama bir şey eksiktir ve o eksiklik, insanın içine yerleşip kendine bir ev kurar.
İnsan sevdiğinin adını her zaman yüksek sesle söyleyemez. Çünkü bazı isimler, söylenir söylenmez dağılacak kadar narindir. Bu yüzden çoğu sevgi içten yaşanır, içten büyür ve yine içte saklanır. Dışarıdan bakıldığında her şey olağandır ama içeride, kelimelerin yetmediği bir yer vardır.
Modern insan çok şey söylüyor aslında. Mesajlar, konuşmalar, uzun uzun anlatmalar… Ama iş aşka gelince, en sahici duygular hep yarım kalıyor. Çünkü aşk dediğimiz şey, tam ifade edilecekken kırılan bir duygu. Belki de bu yüzden en gerçek sevgi, en az söylenenidir.
Bir çayın buharında birini hatırlamak mesela… Kimseye anlatamayacağın kadar basit ama bir o kadar da derin bir şeydir bu. Gündelik hayatın içinde saklanan küçük anlar, insanın en büyük duygularını taşır. Ve o anlarda insan anlar: Sevmek, büyük cümleler kurmak değil; küçük şeylerde birini sürekli bulmaktır.
En garip olanı ise şudur: İnsan bazen birini en çok yokken sever. Çünkü yokluk, duyguyu azaltmaz; aksine keskinleştirir. Varlık alışkanlık yaratır, yokluk ise farkındalık. Bu yüzden bazı insanlar yanımızda değilken bile hayatımızın en gerçek parçası olmaya devam eder.
Sonunda şunu kabulleniriz: Her sevgi biraz susmaktır. Her sevgi biraz eksik kalır. Ama belki de tam bu yüzden, en çok içimize attıklarımız en çok bizim olanlardır.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Her şeyi bilmek,
dünyanın her köşesinde ses olmak değildir.

Çünkü hakikat,
kendini çoğaltan sözlerde değil,
sessizliğin derin kuyularında büyür.

Devamını Oku
Muhsin Yener

Her şeyin bir adabı vardır
yazmanın da
konuşmanın da
insana hitap etmenin de.

Ben,

Devamını Oku
Muhsin Yener

Her şeyin bir çaresi var,
Dediler bana, sustum
Çünkü bazı yaralar vardır ki
Merhemi, yaranın kendisidir oğlum.

Bir taş düştü içime,

Devamını Oku