İzmir gibi sev beni sevgilim

Muhsin Yener
419

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

İzmir gibi sev beni sevgilim

İzmir gibi sev beni sevgilim…
Bir sabah vakti Kordon’da esen
ılık imbat rüzgârı gibi sev.
Sessiz ama derinden,
yorgun ama umutlu sev.

Maviyi sev
Karşıyaka vapurunun ardından uzayan
o sonsuz denizi sever gibi.
Yeşili sev
Bir bahar sabahı
Göztepe yokuşlarında açan yaseminleri sever gibi.
Kızılını sev güneşin,
Konak Meydanı’na akşam inerken
bulutlara düşen yangın rengini sever gibi.

Dolunayı sev sevgilim
Çünkü bazı geceler
Alsancak sokaklarında dolaşan yalnız bir şair gibidir.
Bir martının kanadındaki sonsuz çırpınışı sev,
özgürlüğü göğe yazan insanlar gibi.

Konak’tan kalkan ilk vapurun gidişini sev…
Ve dönüşünü sev o vapurun;
çünkü her dönüş biraz hasret,
biraz kavuşmaktır.
Durmaksızın sevgiliye çıkan yolları sev.

Seyir Tepesi’nden bak İzmir’e sevgilim…
Günün nöbet değişimini izle.
Dağlardan denize inen ışığı,
kıyıya vuran dalgaları,
çocuk seslerine karışan martıları sev.
Denizi İzmir’de sev,
ve İzmir gibi sev beni.

Bazen suskunluğumu sev…
Çünkü insan en çok içinden konuşurken yorulur.
Bazen de suskunluğumu bozan şarkıları sev;
eski bir plakta kalan çizik gibi,
bir gece yarısı radyosunda çalan hüzün gibi…

Şiirleri sev sevgilim…
Attilâ İlhan’ın İzmir’ini sev;
yağmurlu sokaklarını, asi sevdalarını…
Nâzım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı özlemi sev.
Ahmed Arif’in Leyla’sını sev;
dağlara çarpıp yankılanan o büyük hasreti sev.

Şairleri sev…
Sürgüne gönderilenleri,
mapus damlarında çürütülenleri,
bir defterle bir kalem bulamadan
şiiri yüreğinde taşıyanları sev.

Kitapları sev sevgilim
Beyaz sayfalara saklanmış başka hayatları sev.
Bir ayracın arasında unutulmuş
kurumuş çiçekleri sev.
Çayı sev;
şekerli mi şekersiz mi diye düşünmeden,
aynı bardakta bölüşülen dostluğu sev.

Gökyüzünü sev
Bulutları sev
Ve toprağa kavuşmadan önce
gökkuşağına renk veren yağmuru sev.
Mevsimleri sev sevgilim,
ama en çok da
barış güvercinleri uçuran anneleri sev.

Behçet Necatigil sokağını sev,
dar caddeleri, eski kaldırımları sev.
Yokluğu sev bazen,
çünkü insan bazı acılarla büyür.
Yoksulluğu sev;
yalınayak geçtiğin çocukluğunu unutmadan.
Mendil alan çocukları sev,
ama mendil satan çocukları da unutma sevgilim…

Rüzgarı sev
İmbatın düşürdüğü sarı yaprakları sev.
O yaprakların eksilttiği ömrü sev.
Ve kalan ömrünü uğruna tükettiğin aşkı sev.
Sevgiliyle arandaki uçurumu bile sev;
çünkü bazı sevdalar
kavuşmaktan çok direnmek içindir.

İnsanları sev sevgilim…
Renklerine ayırmadan sev.
Eller nasırlıysa daha çok sev;
çünkü o eller
toprağı yoğurur, ekmeği büyütür,
hayatı omuzlarında taşır.

Ve bir gün gerçekten seveceksen beni…
öyle büyük sev ki,
İzmir gibi olsun sevdan:
bir yanı deniz,
bir yanı isyan,
bir yanı çocuk gülüşü…
ama her şeye rağmen
güzel yaşamaya inanan bir şehir gibi sev beni.

Muhsin Yener
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 07:17:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!