buğulu bir camın arkasından
izledim sokağı uzun uzun
perdeyi hiç aralamadan.
minibüs geçti hızla, insanlar koştu
ben o camda, 24 numara bir sızıyı gördüm.
bir kurban bayramıydı
kuytu bir istasyonun nefesinde bekliyordum.
otobüsler doluydu, gökyüzü pahalı...
vilayetimin haritasında kanat sesleri yoktu zaten.
son sefere ucu ucuna yetişmişti
memuriyetim ve yorgunluğum.
kirpiklerime asılan şelale,
akmasın diye tutmak isterken;
gülkurusu akşamlara firar eder...
geç kalınca sevmeler ne zormuş;
zaman, hızla akıp giderken.
boğazım düğüm...
yanağıma süzülen yaşlarla mart ayı geliyor;
senin beni bırakıp gittiğin o gün.
başka bir sevgiymiş bizimkisi,
Pınarın başına ceylanlar inmiş
Biri körpe biri olgun aya benziyor
Yakına varmaya cesaretim yok
Birisi çok ürkek bana benziyor
Birisi narince, biri nazlıca
bugün her zamankinden
erken kalkalım seninle;
içten bir günaydınla
selamlayalım birbirimizi.
sarılsın yüreklerimiz,
ve hiç konuşmayalım...
gün doğumlarını sabırsızlıkla bekler,
yanına koşardım heyecanla...
bir an dalsam suçluluk duyar,
ihanet sanırdım bu dalgınlığı sevgine.
fırtına ne ki;
gülmek sen demekmiş,
gözyaşlarım sen...
ışığım gülüşün,
sevgin gözlerim...
Çiğdem çiçek açar yellere karşı
Sarmaşık süzülür dallara karşı
Bülbül feryat eder güllere karşı
Çiçeği türlüdür memleketimin
Zambaklar vadiyi süsler arsızca
Bir incecik duman tüter ırakta
Eridi kalmadı yağlar yürekte
Ömrümüzün sonu bu son durakta
Doğduğumuz değil, doyduğumuz yer
Memleketim benim, şirindir her yer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!