masaldı anlatılan,
uzaktaki o ağaç...
yaslanılan bir dal,
ısıtan bir ışık...
inanmak zor olsa da;
kırılsın kanadın, tutmasın kolun
kurumuş dal gibi gez bre gafil
aklın firar etsin tutulsun dilin
kendi ekseninde dön bre gafil
tahtın viran olsun, yuvan yıkılsın
kedilere nankör derler
oysa onlar
insanlardan bize düşmez deyip
olan biteni seyreder
gülümsemedir esir alan yüzümü
bir goncadır kıyamadığım koklamaya
saçlarıma düşen kar tanesi mesela
dünyadaki bütün çiçekler desem;
ağaçlar, sular, yağmur damlaları...
yanına bulutları da koysam;
seni ne çok sevdiğimi anlatmaz ki.
toplasam bütün rakamları yan yana,
zifiri karanlık iki göz, henüz yitirmemiş ışığını...
hava ayaz mı ayaz, yollar çamur mu çamur.
üstte yok, başta yok, elinde bir elma;
yediği gözyaşı mı, elma mı belli değil...
yalınayak bir kız, kara gözlü, kara bahtlı...
aynı aynı yöne bakmıştım oysa...
biliyorum;
hiç mahrum etmezdin beni,
"tek hazinem" dediğin
o tebessüm ve şefkatinden.
kor kor ateşlerde yanmak ne ki?
bitiremediğim hasretin, bir ağır ağıt...
gözlerimden sürgün düşerken yaşlar,
bedenim bin parçaya bölünse duymaz;
yüreğimdeki kadar hiçbir acı ağır gelmez.
Ârif ol, kimseyi düşürme zora,
Tamahkârlık etme, kalırsın dara.
İyiyi, kötüyü kendinde ara;
Engelleri kuşlar gibi aşasın.
Susamışa su ver, kansın yüreği,
ne olurdu; akşam eve döndüğümde
kapıyı açan sen olsaydın...
elimi tutan,
nefesiyle içimi ısıtan...
anahtar taşımasam ceplerimde, ne olurdu?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!