kâmil abi;
benden duymuş olma,
bu akşamüstü bülent söyledi
aşıladığın mersinlerin meyvelerini yürütüyormuş
orada olsam belki ben yapardım aynı şeyi ama
bir de ballandıra ballandıra anlatması yok mu...
gözlerim uzaklara dalmış;
uyumakla uyanıklık arasında
yıllarca içimde biriktirdiklerimi
not etmişken aklımın bir köşesine,
hepsinin uçup gitmesine bir kuş sürüsü sebep.
haydi, kapat gözlerini
hayal et bizim olmayan bir geleceği;
el ele, göz göze...
evimin bahçesinde bir çeşme olsun,
yanında bir söğüt...
kurnasından şırıl şırıl aksın su,
konup kalkan kuşları olsun.
evimin bahçesinde bir çeşme olsun;
ne bir amacım var ne yetişmek istediğim bir yer;
öylesine bir boşluk işte, ağırlığı altında ezildiğim.
hiç açılmadı senden sonra kapattığım pencere...
belki de bu yüzdendir yokluğuna direnemediğim;
bir gün görünmesen, kendimi merakla yiyip bitirdiğim.
anadolu'nun koynunda âşık
denizin mavisini görmez düşlerinde
ya dicle'nin yeşilidir gördüğü
ya çığlıklarını duyar fırat'ın
dizinde uyur, uyutur sevgiliyi
düşünsene ne çok emek vermiştik bu sevgiye
en masumâne duygularımızdı paylaştıklarımız seninle
hani olur ya, belki kayıp zamanların telafisi olur sandım
gel gör ki yine yandım, yine yanıldım
bir çoban ateşi yakıp sahilde, yakamozları izleyecek
mevsim tanımazlığını yaşayanlar bilse de
en çok ben yaşadım seninle
istisna dışı bir görev dense yeriydi belki de
üşütürdün yaz kış demeden
papatyaların canına okurdun
kirazım, alın terim, akça çiçeklim
hüzünlü bakıyorsun bana neden
sabret biraz
kırılgan bir ışıktı
bahar sızıntısıydı besbelli
kapalı kapıların
eşik altlarından
gönül bahçelerine sızan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!