inceden inceye tüten bir özlem bu,
hiçbir şeye benzemez.
doğduğum gün tanıdığım,
öldüğüm gün kaybettiğimsin...
ayrılık acısı işte, bilen bilir;
güneş dökerse gözyaşlarını bir gün,
Kiremit rengi saksılarında
İki garip fesleğen
Ya da reyhan mı desem
Akşamın hüznü
Birlikte yağıyor avuçlarımıza
toplam dokuzduk...
hepsi yaşasaydı yedincin olurdum.
hayat gailesinden mi,
yoksa disiplin adına mı bilinmez;
bizi kucağına alıp sevdin mi hiç baba?
gözlerinle severdin, bilirdik.
iri kemikliydi, güçlü kuvvetli
biraz da tombulca...
yüreği güpgüzel bir insandı
erişilmezdi, çok büyüktü çocuk aklımda.
beş sınıflı bir derslikte
Gurbette yuvasız kuşlara döndüm
Seni yakamadım ben kendim yandım
Güneş kadar varken mumlara döndüm
Bir de ilden ile savurdun beni
Nedir istediğin söyle bileyim
hani bazen
bulutların üstünde
hisseder ya kendini insan,
sonra yavaş yavaş, bir damla su
bir tüy gibi döne döne düşer ya
sarılır ya toprağa, sığınır ya bir yaprağa
sabah uyandığımda
pencereden bakınca ilk gördüğüm şey;
geceden çatıya düşen çiy damlalarının
kuru otlara akıttığı gözyaşlarıydı...
yoğun anız kokusu karışırken toprak kokusuna,
güzel gemiler; kimi kırmızı, beyaz kiminiz
bugün hangi gizin ardındasınız
hangi tül örttü mahreminizi
ben yorganı sıkıca bürünürken
servilerin hışırtıları daha bir duygusaldı
bahçedeki fasulyeler ve kabakların rengi
yeşilden Kavruk sarıya dönerken yaz ağlar
Bir sır gibi geldi gönlüme daldı
Beni akıl almaz düşlere saldı
Terk ederken bile yüzüme güldü
Bu densizden davacıyım hakim bey
Bazen yıldız oldu göğe tırmandı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!