Bende şu dünyaya geldim geleli
Yılda bir kez bile gülmedi yüzüm
Nedendir bilemem eller darılır
Bir yanımda hasret, birinde hüzün
Aradım taradım yanıt bulmaya
Su birikintilerine
Üşüşen serçeler gibi
Kâh, birbirimize sokulur
Kâh tüylerimizi didiklerdik
Kavgalarımız yaman olurdu
aralık kapıdan baktığında
uzaktan seyre daldığımız
uçsuz bucaksız manzaralardı
yüksek katların balkonlarından
gün düşünce ufuktan
zifiri karanlık olur yüreğim
düşlerim, zifiri karanlık
ve sonra gözlerin doğar gözlerime
bütün koyuluklar olur aydınlık
yine aldandın bak
acele ettin açmak için
bir kaç gün güneş gördün diye
badem ağacı gibi
goncalarını açıverdin
Bir sağanak oldum çağladım durdum
Her gün senin için ağladım durdum
Ummadığım anda, kalbimden vurdun
Ne yapsam teselli olmuyor özüm
Hiçbir güzelliğe gülmüyor yüzüm
Gözlerimi kıstıkça içine dolmaya çalışan güneş
Israrlı denemelerinden sonra başardı arzusunu
Ben de boş verdim direnmeye açıkçası
Daha kaç kere görebilecektim ki güneşin doğuşunu
Sonra birkaç kumru indi dereye, kimi ikili
gülü sevmek seni sevmekle başlar
kuğu gibi çıkıp geldin gönül köşkümüze
gitme hiç, hep bizimle kal
gülü sevmek, seni sevmekle başlar
geldiğin şehirde açtı mı zambaklar
ne güzel gülümserdin
hem gönlümüz hem
ruhumuz doyardı
ne güzeldi tülbendinin
buğulanmış kolları
tutsaydı ellerimizden hayat
zincirle bağlar gibi
üst üste düğümler atsaydı
bir kelebeğin peşinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!