Parça-parça olmuş şu yüreğimi
Acımadan sen yak, yak da öyle git
Mezar taşı diye bir ısırganı
Dikiver başıma, dik de öyle git
Gecenin yarısı uykum bölünür
Bende şu dünyaya geldim geleli
Yılda bir kez bile gülmedi yüzüm
Nedendir bilemem eller darılır
Bir yanımda hasret, birinde hüzün
Aradım taradım yanıt bulmaya
su birikintilerine
üşüşen serçeler gibi
bazen birbirimize sokulur
bazen tüylerimizi didiklerdik
kavgalarımız yaman olurdu
aralık kapıdan baktığında,
uzaktan seyre daldığımız
uçsuz bucaksız manzaralardı
yüksek katların balkonlarından
gün batımında kımıldaşan zarif bir rüzgar
güneyde buğulu gözleriyle akdeniz
gün düşünce ufuktan
zifiri karanlık olur yüreğim
düşlerim kapkaranlık...
gözlerin doğunca gözlerime
bütün koyuluklar olur aydınlık
yine aldandın bak
acele ettin açmak için
birgün güneş gördün diye
goncalarını açıverdin
oysa daha kıştı
Bir sağanak oldum çağladım durdum
Her gün senin için ağladım durdum
Ummadığım anda, kalbimden vurdun
Ne yapsam teselli olmuyor özüm
Hiçbir güzelliğe gülmüyor yüzüm
gözlerimi kıstıkça içime dolan güneş
ısrarlı denemelerden sonra başardı
ben de bıraktım direnmeyi...
daha kaç kez görebilirdim ki doğuşunu?
birkaç kumru indi dereye, kimi ikili
gülü sevmek seni sevmekle başlar
kuğu gibi çıkıp geldin gönül köşkümüze
gitme hiç, hep bizimle kal
gülü sevmek, seni sevmekle başlar
geldiğin şehirde açtı mı zambaklar
ne güzel gülümserdin
hem gönlümüz hem
ruhumuz doyardı
ne güzeldi tülbendinin
buğulanmış kolları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!