/...gelişi katıksızdı, en karmaşık zamanda
daha açılmamıştı hiçbir mevsim kırlarda
yıldızların soluktu benzi haritalarda
bütün sokaklar ıslak, bütün gölgeler koyu
yaz düşleri kuruldu oysa iklimler boyu.../
kıt kanaat geçinirken
en âlâsından tanırdık yoksulluğu
sabah yürüyüşünde
yolumun üzerinde
bir kadına rastladım…
ne yana gideceğini şaşırmış
ayakta durmaya takati kalmamış
Eskiden de dam başında açardın,
Mis kokunu etrafına saçardın.
Rüzgâr vursa uğrun uğrun kaçardın,
Pencereye kul oldun sarı çiçek.
Yola düşer nice yaylak geçerdin,
gene yağmur yağıyor, üşüyorum
yağmasın desem, dala yaprağa,toprağa
yağsın desem, bana yazık ama
düşünmeden daracık mezara sıgacağımı
havadar, geniş ve güneşli yerler arıyorum
Ayağında lastik terlik,
Başparmağı çorabından fırlamış
Elleri kirli çocuk, sırtında kâğıt torbası
Ve dünyanın onca yükü gözlerinde…
Gel çocuk diyorum,
...ne zaman uykuya dalsam
uzun bir yolculuğa çıkar
seni ararım her yerde
papatya tarlalarında ve gelincikler içinde…
ılık ılık bir duygu akar damarlarımdan yüreğime
Ayakta duruyor bir ulu çınar,
Gökte uçan kuşlar dalına konar.
Böyle bir sitemi kim hayra yorar?
Dilin kemiği yok, her yere döner;
Taşırız yükümüz, sevgidir bizim,
Kimseye değildir sitemim, sözüm.
En deli günümdeyim bugün;
Gidin başımdan kara bulutlar
Kayıp zamanlar ülkesindeyim
Buzdağları çöktü düşlerime
Gidin başımdan; kalbinizi kırabilirim...
adı bilinmeyen kır çiçeklerinin
gölgesinde duldalanmak isteyen
kelebekleri düşünsene
galiba memleketin keyfini
en iyi sürenlerdir onlar
ah bir de ömürleri bu kadar kısa olmasa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!