hani düşüp sol bileğimi kırmıştım ya;
en çok o an aradım bitimsiz sevgini.
biliyordum, öperdin alçının buz gibi beyazlığından;
"bak öptüm, acımaz artık" derdin, inanırdım.
tek elimle toplayamadım ya çok sevdiğin saçlarımı;
belki inanmayacaksın;
birkaç gündür süren uykusuzluk nöbetim
nasılsa o gece dindi.
bir an seni gördüm;
uzak köşelerden birine yanlamasına oturmuşsun,
öyle bir zamanda gittin ki;
ikinci bir şans, vermek gelmedi içimden.
şimdi duyuyorum;
üstü kapalı sitemler ediyormuşsun.
fırtınalar dinmiyor yüreğimde
ne zaman ayyuka çıksa sessizliğim
el sallarken ardımdan sensizliğim
ben seni en çok bu anlarda sever
ölesiye özlerdim…
sabah serinliğinde sıcacıktı sesin,
karanlıkta yolumu aydınlatırdın...
öyle alışmış, öyle müptelandım ki;
vazgeçilmezimdin.
birlikte gülümserdik yaşama;
Gül ağacına sordum düş’ün var mıydı diye
Olmaz olur mu dedi, kavuşmak sevgiliye
Ancak yılda bir gelir bize vuslat zamanı
Ömrümüz yeter ise bulacağız o anı
Kokusu olmayan çiçekleri
Yetiştirmek istemesem de,
Bu duygumla tezat,
Hediye bir petunya;
Ben uzak diyarlara hiç özlem duymadım ki
Hiç aramadım, hiç sormadım, hiç sorgulamadım
Uzaktan sevmeyi seçtim, kefenimi biçtim
Benimki sonsuzluk ülkesinde bir aşktı
Hiç gidemeyeceğim, hiç kalamayacağım
Akşam olunca
Işıklarıyla konuşurdum yaşadığın şehrin.
Bütün yıldızları toplardı kubbesinde...
Ne kadar uzak durmaya çalışsam da,
Bazen elimi uzatsam
Dokunacak kadar yakın olurdun
uykularımı bölen pudra kokusu,
en çok sana mı benzerdi?
ara sıra yokluyor tüm benliğimi;
en, en, en... bütün o "en"ler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!