buğulu bir camın arkasından
izledim sokağı uzun uzun
perdeyi hiç aralamadan.
minibüs geçti hızla, insanlar koştu
ben o camda, 24 numara bir sızıyı gördüm.
herkes uyanmıştı ama
ben o sabahın hüsranında kalmıştım;
ay ışığında lila sandığım,
güneşte mavi çıkan o ilk yalanın ortasında.
orada, tam duvarda gördüm seni
ihtişamla tırmanıyordun taşlara
rengine mi tutuldum
yoksa o eski hayal kırıklığına mı, seçemedim.
kovmaya çalıştım aklımdaki o küçük kızı
ve elindeki o yabancı renkli pabuçları.
nedenini biliyorsun...
tanışıklığımız bir ışık oyunuydu
sabah olunca terk edilmiştim.
yine bahar gelecek biliyorum
sen yine lila açacaksın,
ben yine maviye küseceğim.
bakma sitemkar olduğuma
kıskansam da bu pervasız güzelliği
hiç giymediğim o renklerin hatırına
yine mısralar dizeceğim sana.
ağla şimdi...
gözyaşı en çok, senin rengine yakışıyor.
Kayıt Tarihi : 11.07.2015 18:53:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çocukluğumda büyük ağabeyim bir pabuç almıştı, akşam eve giderken ay yeni doğmuş ve her yer pırıl pırıl-pırıl gündüz kadar aydınlıktı. Paketi açtığımda "LEYLAK RENGİ " lastik pabuçlarımı görünce çok sevmiştim. Sabah pabuçların renginin leylak değil de mavi olduğunu gördüğüm zamanki hislerim,.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!