Kaldırım taşlarında donar nefesimin silueti
Cam pencerelerde asılı kalır kimsesiz bir buğu
Zamanın bıçağı keser tenin en hassas yerini
Karanlık odalara çöker ağır ve sessiz bir hüzün
Yıldızlar sönük birer kandil gibi uzakta titrer
Sokak lambaları boyun büker bu derin sükûta
Ruhumun sarp dağlarında yankılanır suskun feryat
Ayaz vurmuş toprağın bağrında saklıdır sızı
Demir kapılar kilitlenir ömrün ıssız yüzüne
Aynalarda soluk bir hayalet bakar uzaktan
Hasretin soğuk eli okşar tenin ince yerini
Bütün pınarlar kurudu bu amansız kışta
Gecenin pençesinde kıvranır ıssız sokaklar
Pencereme vuran damlalar hüzünli birer şahit
Ruhumun derinliklerinde yankılanır dilsiz feryat
Zamanın keskin tırnakları kazır ömrü derinden
Yıldızlar sönüp gitti çoktan bu kasvetli gökten
Toprak altındaki sırlar büründü ağır bir sükûta
Demir kapılar kilitlendi vuslatın o yollarına
Hasretin soğuk eli okşuyor tenin en ince yerini
Ufuk çizgisine çöktü kurşunî gölgenin yükü
Bülbül figan eylemez oldu küstü yeşil bağlara
Kırık bir pusula arıyor kayıp limanı ezelden
Sükûtun ağır perdesi indi ömrümün sonuna
Karanlığın örtüsü sarar çorak tarlaları
Rüzgârın nefesi üşütür kör pencereleri
Zamanın çarkı döner acımasız ve sessiz
Uzaklarda yankılanır kayıp bir sesin izi
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 15:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!