Sükutun Kadını Şiiri - Pınar Alkan

Pınar Alkan
48

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Sükutun Kadını

O kadın sükutun en asil halini taşırdı.
İçi yangın yerine dönse bile yüzünden vakar eksik olmazdı.
Çünkü acılarını vitrine sermeyi kendine yediremezdi.
Çünkü derdini anlatmakla dinmeyeceğine dair inancı vardı.

Gözünden defalarca düştü.
İtildi.
Yalnız kaldı.
Anlaşılmadı.
Gecelerce yastığına konuştu.
Ama secde dışında hiçbir kapının önünde boynunu bükmedi.
Dağıldığı odada yeniden toplandı.
Parçalandığı yerde yeniden doğdu.
Bunu kimse görmedi.
Bunu kimse bilmedi.

Etrafındakiler ona hep güçlü dedi.
Omzundaki yükü tartamadılar.
Sırtında taşıdığı dünyanın ağırlığını ölçemediler.
Yorgunluğunu belli etmedi.
Kırgınlığını belli etmedi.
Çünkü asaleti buna izin vermezdi.
Çünkü suskunluk onun zırhıydı.
Çünkü sessizlik onun en gür sesiydi.

Bazı sabahlar aynanın karşısına uzun dikildi.
Yorgun gözlerinin derinine baktı.
Altındaki morluklara dokundu.
Sonra derin bir nefes aldı.
Saçlarını topladı.
Rujunu sürdü.
Çatlak dudaklarına bile tebessüm yerleştirdi.
Çıkıp gitti.
Hayat devam ediyordu çünkü.
Kadın olmak bunu gerektiriyordu.

Bazı geceler uyumadı.
Tavanla konuştu.
Yıldızlara dert yandı.
Sonra secdeye kapandı.
Ağlamadı.
Sadece fısıldadı.
"Sen görüyorsun ya Rabbi. Başka kimseye ihtiyacım yok."

Anlatsaydı boşuna olacaktı.
Dökülseydi toparlanamayacaktı.
O yüzden sustu.
Suskunluğu duvarlara çarptı geri geldi.
Suskunluğu gecenin üçünde tavanı deldi.
Ama duyan tek bir kulak vardı: Allah.

Zaman geldi.
Üstüne fırtınalar koptu.
Sarsıldı.
Ama savrulmadı.
Sözler canını dağladı.
Büküldü.
Ama kırılmadı.
Çünkü kökleri toprağın en derinindeydi.
Çünkü dayanağı sabırdı.
Çünkü sığınağı duaydı.

Bir gün anladı.
Kimse gelmeyecekti.
Kimse kurtarmayacaktı.
O yüzden kendi elinden tuttu.
Kendi yarasını kendi sardı.
O gün büyüdü.
O gün asilleşti.

Uzun bir kışın ardından bahar geldi.
Gözündeki yaş kurudu.
Yüzüne yeniden ağır bir vakar oturdu.
Adımları yavaşladı.
Sırtı dimdik oldu.
Yalnız yürüdü.
Ama başı göğe değecek kadar dik yürüdü.
Artık kimseye kendini anlatmak zorunda değildi.
Artık kimseyi ikna etmek zorunda değildi.
Çünkü kendini bulmuştu.

İşte o kadın oydu.
Sükutu çın çın duyulurdu.
Gözyaşı iz bırakırdı.
Yıkılmazdı.
Çünkü adı belliydi.
Çünkü mayası belliydi.
Asil Kadın.

Ey kalpleri evirip çeviren,
o kadının kalbine sabır ver.
Kırılan yerlerini merhametinle sar.
Yalnız yürüdüğü yolları nurunla aydınlat.
Çünkü o, sükutuyla sınav verdi.
Çünkü o, gözyaşıyla dua etti.
Çünkü o, senden gayrısına boyun eğmedi...✒️🥀😌

Pınar Alkan
Kayıt Tarihi : 17.07.2026 01:48:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Pınar 42 yaşında. Çocukken tuttuğu kalemi, üç çocuk ve bitmeyen sorumlulukların arasında bırakmadı. Gündüz evi, çocukları. Gece herkes uyuyunca yazıyor. Çünkü yazmak onun için nefes almak. Yoruluyor. Bazen "gücüm bitti" diyor. Ama secdeye kapanıp kalkıyor. "Ya Rabbi, bu hevesi benden alma." diyor. Kimse görmedi, kimse duymadı. Ama gökler şahitti. Asla vazgeçmedi. Bu, sessizce ayakta kalan kadınların hikayesi. Bağırmadan, yıkılmadan, üreterek var olmaya çalışanların hikayesi. Alkış istemiyor. Sadece görünmek istiyor. Sadece "sen de varsın" denilmesini istiyor. Pınar biliyor ki bir kadın görüldüğünde yıkılmaz, duyulduğunda susmaz, anlaşıldığında kök salar. Bir kadın desteklendiğinde sadece kendi değil, üç çocuğu, komşusu, sokağı da büyür. Çünkü bir kadının ışığı tek başına yanmaz, yandığında etrafını da aydınlatır. Adı Sükutun Kadını. Çünkü şikâyet etmedi, yıkılmadı, inandı. Ve her gece kalemini eline alıp karanlığa rağmen yazmaya devam etti.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!