1993’te başlayan yolculuğumda kelimeler en sadık yoldaşım oldu.
İlahiyatla ruhumu, radyo ve televizyonla sesimi besledim.
Makamların ve görevlerin ötesinde, gönlüm hep şiire meyletti.
Şiir; suskunluğumu dile, duygularımı nefese dönüştüren bir sır…
Ben yalnızca o sırrın peşinden yürüyen bir yolcuyum.
Bir gün ağır ağır çekildiğimde,
Yalnızlık sessizce belirdiğinde,
Akıllanmaz başın eğildiğinde,
Bu yokluğum yüreğini acıtır.
Sahipsiz kalınca bu ıssız eller,
Sevemedin beni, açtın yarayı,
Yıktın gönüldeki süslü sarayı,
Kül ettin içimde geçen sevdayı,
Bir dertli gönülü alamadın sen.
Gözlerim yollarda bekledim durdum,
Gözlerin susarken kalbin çağırır
İçine gömdüğün sevda ağırdır
Bir tek bakışınla ömrüm savrulur
Adını koymadan seviyorsun sen
Sözlerin kilitli, dudakların mühür
Bir can neden kıyar başka bir cana,
Kırılan yürekte açar mı çiçek?
Gözyaşı düşerken sessiz cihana,
Söylesen bu acı nasıl bitecek?
Dillerden dökülen zehirli oklar,
Yine akşam oldu dertler delirdi
Rüzgarlar hasreti bana getirdi
Bu yalan sevdalar ömrüm bitirdi
Yıkılan kalbimi kim saracak ki
Gözümden dökülen yaşlar denizdi
Bir gün sükût eder içindeki ses,
Tükendi sanırsın alınan nefes,
Daralır gökyüzü, ten olur kafes,
Gün geçtikçe elbet anlayacaksın.
Mevsimler içinden sessizce kayar,
Gönül ocağına düştü bir ateş,
Gündüzüm karardı, doğmuyor güneş.
Bulunmaz cihanda derdime bir eş,
Ateş-i aşk ile yandıkça yandım.
Umutlar yitince koptu ipimiz,
Vakit geldi ayrılığa,
Sözler bitti dudaklarda.
Düştük dipsiz karanlığa,
Gözüm kaldı uzaklarda.
Gideceksin biliyorum,
Gitmek sana kolay geldi,
Veda bile edemedin.
Hasret sinem delip geçti,
Sen kalmayı denemedin.
Gözlerinde o eski nur,
Vakit geldi artık, ayrılık yakın,
Gözlerimde sönük bir veda gizi.
Geçmişe gülümse, ağlama sakın,
Yıllar silemez hiç kalbimde bizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!