Gül ağacı diken dolu,
Dikenlerden gülün yolu.
Korur diken, kolay değil;
Bülbül gibi sen, sev, sevil.
Güle diken, bülbül çoktur,
Ömrümün ardı, ayak izlerim
Neler anlatır sorsan gizlerim
Soğuğu gören duygu izlerim
Acıdan baldır, pamuk sözlerim.
Arı uykusu, kar yağar sanki
Gönlüm benim zor içinde,
Taşa çaldım taş içinde,
Yangınlarım kor içinde,
Açtım baktım, yar içinde...
Zahir! Gönle yalan dolar,
Büyük oyun senaristi, yüce Mevlâ Yaratan,
Anımı elimden alan hainlik yapan tuzak zaman.
Tecelli ikliminden rüyalardan haber var...
Yumamam gözlerimi, ahtapottan düşler var.
Öyle bir kör nokta ki inansam mı acep ben?
An olur ki; bir garip duyguya varıyorum
Sorsam: gölge dünyada, bilmem ki ne arıyorum.
Ben bir garip insanım; ne tahtım var, ne de tacım
Tut elimden Allah’ım, Aşkı saran! Muhtacım.
Mekanın zamanından düşen kuru bir yaprak
Damladan ibaret Irmak
Kavşağını dönerken
An' da gizli kalır katresi.
Geçmiş zaman içinden
Karda yürüyenin izi hiç belli olmaz mı?
Ummanımda bir gemi pusulasız, fenersiz
Unutulan olmadım, unutmadım ben seni
Aşk dönen bir girdap, muammasız yeni
Ak düşen saçlarımda, tara izin bul beni.
Tevazu elbisesi
Benini yok edersin,
Erişirsin toprağına.
Hırs elbisesi
Yol aldırır
Uğultuyla gelen uyku
Neler anlatacak bize?
Bak, göründü işte düş:
Düşebildiğin kadar düş.
Çığlıksız düşerken düşlerin anlatıyor
Değirmen taşında buğday misali
Ezilir, ezilir, una dönersin
Gönülde beslenen sevda misali
Yıldırım yersinde muma dönersin.
Aşıklar çilekeş, dalında meyve




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!