Gönül pınarım akarken ovama gözlerim çöl
Sevinçlerdi sineme doğan
Ben; bir çınar ağacı
Zenginliğim: çocuk gönlüm
Baharda açan tomurcuklar
Hepsi sanki kelebek doğurdular.
Gönül gönül değildir, değeriyle görünmezse
Yiğit özüyle taşır, çakallarda örünmezse
Gönüllerdir ahlakın safça altından değeri
Haydi iz bırak tarihe: gönül süslü at eyeri.
Ey leş yiyen çakallar, hesap kapanır sen sanma
Takvimler ömürü
Sayarken
Günler geçiyor
Sürükleniyor ardınca
Yıllar suyla akıyor
Maziye karışan ati
Sabrımda bekleyen sessiz hüzünlerim vardı.
Sonbaharda sararan bir yaprak gibi
Ağacı saran gazel gibi tutunuyordum içime.
Çiğ; ateşte yanmadan pişmez
ve ben,
Külde yoğrulurken yangınımın örtüsü
Rüyalarıma giren cennet bağı bir meyveden
Davetiye, arzu var, mavi estiren yelinde
Mıknatısdır çekiyor, şehvet kokan işveden
Nefisden şeytanların; gizli tuzağı elinde.
Riyakar, yalan diller büyüsünden iblis sana
İğde kokulu yarim, hüznümün ayı doğdu,
Kaç asır sayamadım, çölümü kurak boğdu.
Düşsüz serap gibiydin, avuçlarımda yoktun,
Törpüsüz kaldı yanım, bağrıma ateş soktun.
Güneşim hiç doğmadı, Sibir dağı soğuktu.
Arar bağrım gülden özü
Maya tutan haktan sözü
Nazarsızdan kerem gözü
Yangınında aşktan közü.
Haydi gönül durma, muhabbete koşalım
Hayatı kolaylaştır, perde açılsın coşalım
Sazımın ince teli, vursun yaptığı inşa
Sırlı aynamdan görünen, çözüm bırakan ifşa
Aynanın sırrı indi, görünmeyen yerdeyim
Kalbim arar, durmaz sorar
Aşk mevsimi nerde kaldın
Gonca güller açtı burda
Hasret eken sinen kaldı.
Gecelere seni sordum
İsyankar gönlüme uzat ellerin,
Ateşin ısıtsın, gözlerim kurur,
Kaybolan yıllara atsan kementin,
Hüznümün bahçesi bülbüle durur...
Kaç bahar geçmişti sensizlik bir kış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!