Gam yüklü hazin gelme
Kanatların kırık gelme
Bir çift turna umut haber
Sandığın aç hiç boş gelme.
Aylar, yıllar geçti burda
Kaç gönüle girdim,
Kaç gönül boyandım ben
Konuşsun!
Bulmaca satırları kaç sütun dolandım ben
Çarmıha gerilirken ayaklarım parmaksız
Semanın aynasında yıldızlardan bir gece
Alev alev yanıyor ismin bende, hece hece
Hangi suyla söner ki kalbimdeki bilmece
Kader ıssız, yollar ıssız, çözülmeyen imece
Kafesine hapsolan mavi gözlü küçük dev
Bende sevdim
Kaldırımında sevdiğimin
Sevdaydı öğrendiğim
Haykırdım kendime
Kıskanırken seni
Sen zemheri
Kalk gidelim sevdiğim garip bağında
Seyranımız görünür huzur dağında
Kadifedir ezgisi gülü açarken
Oynayalım durmadan gönül çağında.
Naz anıdır her anı kalbi tavafta
Sinenden uzakta kaldığım zaman
Yüreğim sızlıyor, özlemim yaman
Bu nasıl sevdaymış yangınsız aman
Çayında şekerin kıtlama bana
Hıngeli; yağına, yoğurda dola
Görüş mesafesi daralırken inadına sürat!
Hayatın derinliğine
Farların yetersiz, kaç metreyi görüyorsun?
İleri görüşsüz, kaşesiz
Kazı bulmasın papaz.
Hayata vururum, gözlerim döner
Gücümdür tükenen, haydi yol öner
Yorulan ayağım, içimse söner
Vay Babo, yaşımsa altmışa döner
Hayatın yolları, makaslı ve kes
Biliyorum kalbimdesin
Kalbimi tırtıklayan karıncalanmam var benim
Bazen ağır gelse de tek vuruşluk dalgaların
Saman altından hiç su yürütmedim
Kalbimin aynası vururken sahilime
Aynada görünmeyen karlarım eriyordu.
Sükût ikliminde konuşan deryayım ben,
İsyanlarım bastırır içimdeki leşleri.
Küfrün pazarında doğal olan,
Do telinden doğan, kazıklı bir Voyvoda.
Üzerime atadursun temelsiz ağlarını,
Caner’den balıklarım tüketir dağlarını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!