Gecenin koynunda yankılandım bir ses gibi,
Taş duvarlara çarpıp, geri dönen bir feryat.
Latiflikten dilberler öldürürken beni,
Gerçeğimin aynasıydı; mum, dibine ışık verdi.
Hüzünler sokağında feryadına düşerken,
Cennet mi cehennem kimlere çıktı?
Aşiyan yolunda güle hak çıktı
Sayısız perdeler örter ardında
Günah dan, sevap dan bak neler çıktı
Günahsız sevap mı sormadan yıktı
Gamın rüzgârında bülbül aşık Leylâ
Dertli gönül konuşmaz, inletiyor vaveylâ
Gönüller yanmazsa gülşen de gonca açar mı?
Kızgın güneş yağmurunu gonca güle saçar mı?
Dertliyim, hazanım nerede eski yarlar
Yeni dalganın sesi; ürküten bir karan ki
Arkasından görülen Med-Cezir dalga sanki
Anlamsız çıkış yapma geçen gün ben inan ki
Yorumsuzdum, sarardım; sabır yoluydu kanki.
Hayata yama tutan bilgelikler soyundan
Geçmişin hesabını
Günümüze taşıyor
Hedefindesin unutma
Modern dünya
Maskesiyle palyaço dolaşıyor
Maşa kullanan eller
Allah'la kandıranı
Bir pula yakın gördüm
Reklamsız andıranı
Kulluğa yakın gördüm.
Namazda duran Adem
Gül ağacı diken dolu,
Dikenlerden gülün yolu.
Korur diken, kolay değil;
Bülbül gibi sen, sev, sevil.
Güle diken, bülbül çoktur,
Düşmanın gölgeleri, dokunma posta sakın
Dostluğun! Onur yeter, açık tünel bu yana
Gönül kokusu Yarab, sonsuz olsun tez yakın
Leylak desem az gelir, gül kokusu ver bana.
Feleğin eleğinden geçenler, kader bana
Virgül,
Noktaya sürüklenirken,
Güneş aşkıyla vuruyordu.
Yağmur inmiyordu;
Fin hamamı gibi
Gönül terliyordu.
Her köşeye sinmiş, suskundandır çürüme
İnsanım yerlerde, ahlaktandır erime
Kaldırımlar konuşmaz, duvarlarda sağır
Bir avuç hakikat, bin yalandan da ağır.
Vicdanlar pas tutmuş, kalpler belli kilitli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!