İnançlarım, fikrimden
Kaç aydınlık var heybemde?
Karanlıklar dünyasında
Gece, gündüz, sıralanır ardınca
Geçmiş zamandan kalan
Ruhumun rengi, beyazdan latif
Kafesdir vucut, kapalı: atıf
Nefisden uzak, düşlere sıcak
Gezdir bedeni, bedensiz ocak.
Hangi fırtına getirdi beşinci mevsimi bize
Kim düşürdü takvimden hakikatin rengini?
Saatler kör, kırılan zamanın ahengi
Ateş dilli, yalan rüzgarı;
Esiyordu şimdi.
Yürüyen bedenim, yalnızda kaldım
Arındım, soyundum, üryanı buldum
Hasretten pranga eskittim durdum
Bir bilsen, bir bilsen kendimi buldum.
Aklımdır kalbime kulluğa giden
Ey Hayat,
Seni nasıl tasvir edeyim?
Bukalemun yüzün var...
Beyazla başlayan döngün,
Renklerine bürünürken
Yavaş yavaş siyah çaldın.
Penceremin camına konan
Beyaz paçalı güvercin
Biliyorum; seherlerin ardından
Yavaşça uyanan günün
Şafağını söken güneş gibi,
Kumsalından görünen denizin mavisini selamlayan
Gündüzü gece
bilen bu şehirde,
bakışırken gözbebekleri
büyüyen sevgililer mi
görür birbirini...
Bir ağustos akşamı güneş batarken
Buğday başağını dikiyor serinliğe
Ritim tutturan çekirge!
Orkestradan
Kulağımda hala.
Yar'e koşarken
Karda izsiz yürüyen var.
Hayat!
Oynama
Riyasız saf gönülden
Hayatın içinde değirmen taşı,
Ezerken gönlümde bir diri kaldı.
Kışlar, yağmurlar ve boranlar,
Vurunca ayağım hep sana kaydı.
Kaç düştük sarıldık bugünden yarına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!