Yavaşça esen bir rüzgar gibi...
Söyle, bu sevdanın adı mı ölüm?
Gözlerimden uçar uyku hevesi,
Dağıldım rüzgârda savruldu külüm.
İçimi üşütür hasret nefesi,
Mühürlü bir zarfın gizli sesisin,
Zamanın sustuğu aşkın adısın.
Ruhun sonsuzluğa son nefesisin,
Kaderin sustuğu aşkın adısın.
Kandiller yanıyor göz bebeğinde,
Aşkın Hüzünlü Yankısı
Süzüldüm gök katına altın kanatlarımla,
Yarıştım fırtınayla sevda atlarımla.
Gökkuşağı tülünden ördüm bin bir düşümü,
Kara yerlere gömdüm o şafak gülüşümü.
Sessizlik bir gürültü, uykusu gelmiş devin,
Ruhu çürük bir madde, camdan yapılmış evin.
Zamanın ötesinde, olmayan bir ödevin,
Kendi içine çöken, kara nuruyum artık.
Gölgesiz bir boşlukta, yankısız bir nidayım,
Ömrüm bitti tükendi. Sen ellere yar oldun.
Gözyaşım durmaz akar. Gittiğin gün mahvoldum.
Hasret vurdu kalbimi. Derdimi kimse bilmez.
Değiştin sen ansızın. Yüzüm bir daha gülmez.
Gençliğimi çaldın sen. Hakkım sana haramdır.
Varlık dediğin rüya, bir hiçliğin sancısı,
Hasret, zaman dışından gelen bir yabancısı.
Ben miyim bu mekânda, yoksa ruh kiracısı?
Sonsuzluğun içinde, nokta bile değilim.
Zaman, kör bir değirmen, öğütür her anımı,
Kırbaçlanan ruhumun, irini akıyor bak,
Hasret dediğin cellat, boynuma geçirdi fak.
Gözbebeğimde yangın, her yanım zift ve batak,
Leşçil kuşlar şölenle, şu beynimi oyacak!
Kustuğum her kelime, paslı çivi, kör bıçak,
Yolların ucunda gözlerim kalır,
Esip geçen rüzgar selamın alır.
Hasretin içimde bir kor; çoğalır,
Dalından savrulan yaprak gibiyim.
Karanlık çökerken derin kuyuya
Dost Dergâhı
Şu yalan dünyanın ulu dağıdır
Gönül bahçesinin sönmez bağıdır
Vefa kalesinin gür sancağıdır
Sığınılan limandır Dost Dergâhı.
Tükendi tüm yollar bitti nihayet,
Dile dökülmüyor bu son şikâyet.
Gönül sarayımdan koptu inayet,
Ruhuma hükmeden kanlı vesayet,
Seni benden alıp götürür yollar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!