Deyin anama, gelemem gayrı,
Yolum dağlar başı, kışa döndü yazım.
Gözünün yaşı kalmasın kapılarda,
Ben bu gurbetin yaktığı bir avuç külüm.
Deyin anama, gelemem gayrı,
Kusursuz bir heykel gibi oyulmuştu varlığın göğsüme
Simetrik bir hayatın tam merkezinde duruyordun
Bıçakla kesilmiş gibi iki eşit parçaydı ömrümüz
Sensizliğin bıçağı saplandı sol soluğumun orta yerine
Simsiyah bir uçurum bıraktın geride kalan enkazıma
Dik dur, eğme başını bu zalim rüzgâra,
Ağlamak yakışmaz artık bu dökülen enkazlara.
Görsünler nasıl yandığını, bilsinler içerideki fırtınayı,
Fakat sakın eğme boynunu, yıkılmasın bu mağrur bina.
Sen ki cehennemin dibinden gülerek çıkmış bir nefersin,
Yolların ucunda gözlerim kalır,
Esip geçen rüzgar selamın alır.
Hasretin içimde bir kor; çoğalır,
Dalından savrulan yaprak gibiyim.
Karanlık çökerken derin kuyuya
Dön geriye,
Dağılan bu gazelleri topla kaldırım taşlarından,
Yarım kalan o şarkıyı yeniden başlat en başından.
Gittiğin o son akşamın saati dursun,
Yeter ki dön,
Yeter ki bu kimsesiz oda yeniden senin nefesinle dolsun.
Zamanın bıçağı kesiyor köreltmeden sensiz geçen her günü
Aynalar düşman kesildi artık bükülen boynuma
Ayaz vurdu penceremin camına tırmanıyor gölgeler
Sensizliğin zehri yayıldı damarlarımda akan kana
Dön geriye gittiğin o kör ve karanlık yokluktan
Dost Dergâhı
Şu yalan dünyanın ulu dağıdır
Gönül bahçesinin sönmez bağıdır
Vefa kalesinin gür sancağıdır
Sığınılan limandır Dost Dergâhı.
Dostun ikram ettiği tasın dibinde keder saklıymış
Gönül kapısını çalan eller meğer hançer bileyenmiş
Sözleri baldan tatlı olanlar zehri şifa diye sundu
Yalan dünya tahtını kurmuş güvenenlerin sırtına
Yüzüme gülüp arkamdan kuyu kazdı en yakın bildiğim
İnsan insanı tanımaz olmuş bu devran böyle dönüyor
Dostun attığı taş değmez ki başka bir yere
Yüreğin orta yerine kurulur o derin sızı
Zaman geçer aradan ama kapanmaz o yara
Gözyaşıyla sulanan toprakta gül bitmezmiş
Eski defterler açılır akşamın serinleten vaktinde
Sırrını teslim ettiğin o kuyu kurur ansızın,
sırtına saplanan hançer en yakın dostun elidir.
Gözünün bebeğinde büyüttüğün o yılan can verir,
zalimin zulmü merttir, bu kalleşlik zehirden beter.
Yürek dağlayan ateş sönmez artık bu asırda,
dostun attığı o taş gizlidir en karanlık sırda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!