Gönül sayfam darmadağın, her satırı izlerle,
Boğulur bu ıssız şehir, duman çökmüş dizlerle.
Gidişinle sustu ömür, kaldım böyle dertlerle,
Yüreğimde kor bir alev, her nefesim közlerle.
Zaman bir kör bıçak gibi, anıları doğrayan,
Zamanın çarkı döner, ruhumda bin bir yara,
Bakışlarım saplanır, kalbimdeki duvara,
Umut sönük bir kandil, düştü gönlüm efkara,
Bir kırık aynadayım, her bir yanım kapkara.
Gözlerimde biriken, sessiz çığlıklar kanar,
Karanlık çökünce şehir dar gelir,
Hasretin ömrüme çöken bir eldir.
Sustuğum ne varsa şimdi eceldir,
Gömülen nefreti söküp de geldim.
Sükûtun bağrında feryat gizlidir,
Gönlümde tütüyor köyün dumanı
Gurbette tükettim koca zamanı.
Görmezsem ölürüm o tozlu hanı,
Toprağın kokusu burnumda tüter.
Kuytu bir ormanda solan bir yaprak,
Bize dar geliyor şu yalan dünya,
Gurbetin kahrını süreriz güya.
Uyan ey sevdiğim daldığın rüya,
Kırarız zinciri durmaz gideriz!
Aynalarda suretim yok,
sadece bir boşluk,
bir hiçliğin yansıması,
Bakışlarımda donmuş bir çığlık,
kalbimde paslı bir hançer.
Yaralı bir deniz feneriyim,
ışığı sönmüş.
Gemiler geçmez önümden,
paslı çanı çalınmaz.
Rüzgârın ağıtları duyulur,
Ruhumun mahzeninde sönen kandil,
is bırakır duvarda,
Zaman, paslı bir neşter gibi
damarlarımda ağır ağır ilerler.
Gözlerimde feri sönmüş bir kuyu,
Yürüdüm, yolların sonu gelmiyor,
Gökleri kuşanmış taşlar ağlıyor.
Güneşin önünü duman bağlıyor,
Gönlümün ferini söküyor şehir.
Bir devin karnında can çekişir can,
Zaman denen o kanlı çark, / öğütürken canımızı,
Kefenledik umutları, bir çukurun kıyısında.
Ruhumuzun yarasıdır, bu dostluğun ayasında,
Miras bıraktık kadere, dökülen her kanımızı.
Karanlık sarmış dört yanı, gökyüzü bir kurşun rengi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!