Aldırma Gönül Şiiri - Rasimin Gönül Dili

Rasimin Gönül Dili
161

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Aldırma Gönül

Aldırma gönül, bu rüzgâr bildiği gibi eser,
Senin içine akıttığın o zehir, dışarıdan bakanlara şerbet görünür.
Kim bilecek göğsünün kafesinde kopan o sessiz kıyameti,
Kim anlayacak bu paslı zincirlerin ruhuna vurduğu o ağır darbeyi?
Duvarlar yüksek, yollar çorak, göğün yüzü kurşunla sıvanmış gibi;
Aldırma gönül, sen bu dilsiz dünyanın ne ilk ne de son garibisin.

Aldırma gönül, bırak dışarıda zencirler şakırdayıp durulsun,
Bırak bu kalleş sofrada adımızdan en son hınçla bahsedilsin.
Biz ki yandığımız ateşi kibrit çöpüyle ölçmedik hiç,
Biz ki kör kuyularda Yusuf'a yoldaş, zindanlarda asil birer derviş olduk.
Ne kederin boyu ölçülür bu deryada ne de hüznün rengi,
Sen kendi içindeki o dev aynasına bak da gör kimin yendiğini;
Görünenler aldatır, bu kalabalıklar hep yalandan ibaret,
Aldırma gönül, hakikat bildiğin o ıssız yolda tek başına yürümektir marifet.

Aldırma gönül, zaman dediğin iki parmak arası bir kum tanesidir,
Dün yangın olan yer bugün küllere bürünür, hepsi bu kadardır.
Ne sitem kâr eder bu gidenlere ne de arkadan dökülen o ıslak gözyaşı,
Sen ki başını dik tutmasını öğrendin bu karlı dağların başında.
Bırak zindanlar dar gelsin, bırak pencerene güneş hiç doğmasın;
Güneş içeride, o göğsünün sol yarısında yanan kor gibi duruyorken,
Dışarının o sahte aydınlığına kim muhtaç olur ki, söyle sevdalım?

Aldırma gönül, bu oyunun kuralı böyle yazılmış kadim divanda:
Seven yanar, yanan susar, susan bu dünyada yabancı kalır bu handa.
Biz yabancıyız evet, biz bu kalabalık caddelerin en ıssız köşe taşıyız,
Ne anlayanımız çıkar hâlden ne de bu yarayı saracek bir insan oğlu.
Fakat gam yükü ağır olsa da, omuzlar bu kahrı taşımaya hâlâ muktedir;
Sen dalına basan rüzgâra inat, köklerini bu toprağın en derin yerine sal,
Çünkü fırtına bittiğinde, ayakta kalanlar sadece bu toprağa tutunanlar olacak.

Aldırma gönül, gün olur bu dilsiz kilitler kırılır elbet,
Kelimeler boğazdan sökülür, gök gürler, yer yerinden oynar nihayet.
O gün ne bu hüzün kalır geriye ne de içimizdeki o sönmüş ocak,
Biz yine o eski masalın başında, ellerimiz ellerine değmiş gibi uyanacağız.
Şimdi rüzgâra karşı durma vaktidir, şimdi sükûtu kuşanıp yürüme zamanı;
Aldırma gönül, aldırma ki bu karanlık, senin içindeki o aydınlığa yenilsin...

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 18:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!