Ömrünü tek bir sıfata sığdırmayı zül sayan, kurallı hayatların labirentinde kendi patikalarını açmış bir kelime işçisidir Murat Ozan Avcı. Yaş hanesindeki rakamlara inat, ruhunu her daim "orta yaşlı bir genç" kıvamında tutmayı başarmış; hayatı uçlarından tutarak yaşamış bir modern zaman seyyahıdır.
Akademik kariyeri, adeta bir üniversite kataloğu zenginliğindedir. Gırla üniversite kaydına mukabil, sadece canının istediği ve ruhuna dokunan birkaçından mezun olarak diplomasi çılgınlığına ironik bir çentik atmıştır. İş hayatı ise başlı başına ...
En taze mezelerin tam orta yerinde,
Sahte bir sahne kurulup;
Peçete repertuvarına mahkum
Bildik şarkılar okutulurken...
Dumanaltı muhabbetlerin salaş telaşından
Seni sevdiğimi kimse bilmedi, sen de dahil,
Sinsi ve paslı bir denizaltı yalnızlığıyla ilerledim,
Geceyi yırtan düşman sularında, sana doğru.
Kumsallarında kaçak güneşler, intihar süsleri biriktirdim,
Kara sularında yıkandı suçlu ve kekeme mısralarım.
Bir kez bile düşmedim yakalanmanın o ürkek, o camdan tavanına.
Bir el belirdi birden, gövdesiz ve telaşlı,
O kendi halindeki ikindi vaktinin tam ortasında.
Uzandı ve dokundu o mutlak sessizliğe,
Koparıverdi gülü, hani dünyayı yerinden oynatır gibi.
İşte tam o sıra, seslerin birbirine karıştığı o dar zamanda,
Hafifçe sarsıldı durduğu yerde koca bir mevsim,
Sanma ki sükûtum unuttuğumdan,
Bir içli bestesin dudaklarımda.
Hayalin, hatıran çıkmaz aklımdan,
Süzülen damlasın yanaklarımda.
En uzak yerlerin ötesindesin,
Cisminin zerresi kalmadı bende,
İsmine söylesen o da terk etse.
Biçare yıllardır tozlu albümde,
Resmine söylesen o da terk etse.
Hicranın elinden bağrım delindi,
Açıp kan çanağı kapaklarını çapaklarından,
Görünce o uluorta, o uygunsuz sergilenen sermayesini...
Şirretliğinin o vahşi, o yırtıcı hırlamasıyla
Doğruldu birden, buyurgan bir galeyanla.
Sinsice sokulup sokağın içinden,
Sakın!
Dans etme onunla,
İnadına ayağına basar...
Yani;
Ona kavalye olmak,
Büyük camların arkasında dönüp duran o devasa gökyüzü,
Yürüyen bantların üzerinde sabit kalmış telaşsız gölgeler...
Sana doğru atılan her adım, rotası belirsiz bir uçağın gövdesinde
Kendi gürültüsünü dinleyen bir yolcu gibi yabancılaştırıyor beni.
Hepsini yuttum.
Bütün ışıklı sefer listelerini söndürdüm içimin terminallerinde,
Geçmemiş Yıllar Sanki
Her şey taze, ilk anki gibi sımsıcak busen
Geçmemiş yıllar sanki, gitmemiş gibisin sen
Sensiz bir mazi yalan, hiç bitmemiş sende ben
Olmamış lahza bile hicran ile beslenen
Dengini bulmadan göçtü yazacak
Uzak bir diyarın seng-i mezarı
Gelipte geçenler okusun diye
Ömrüne malolmuş bu intizarı
Yolu hep yokuştu, menzili uzak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!