Büyük camların arkasında dönüp duran o devasa gökyüzü,
Yürüyen bantların üzerinde sabit kalmış telaşsız gölgeler...
Sana doğru atılan her adım, rotası belirsiz bir uçağın gövdesinde
Kendi gürültüsünü dinleyen bir yolcu gibi yabancılaştırıyor beni.
Hepsini yuttum.
Bütün ışıklı sefer listelerini söndürdüm içimin terminallerinde,
Çünkü insanın en ağır irtifası, kendi kalbinde yarattığı o sessiz basınçtır.
Bavulların üzerindeki o isimsiz, sahipsiz etiketler,
Bir kadının yarıda kalmış vedası gibi soğuk bir bagaj bandında dönüyor.
Biz neyi taşıdık seninle bu darmadağın zaman diliminde?
Pasaport aralarında unutulmuş eski biniş kartlarını mı,
Yoksa hiç inilmeyecek o uzak şehirlerin derin uykularını mı?
Sanki radarların kör noktasında unutulmuş eski bir rotaydık,
Hiçbir sinyalin ulaşmadığı, bulutların bile teğet geçtiği.
İçimdeki gümrük kapıları tenha, bekleme salonları tenha, sesim tenha...
Şimdi bu her an kalkmaya hazır şehri ve o bitmeyen anonsları
Sadece kendimden kaçmak için bırakıyorum geride.
Bekleme...
Gelmiyorum...
Kavuşacak kadar küçük mü
İlan edilemeyecek kadar
Büyük aşkımız?
Kayıt Tarihi : 4.08.2005 11:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




ayrıca güzel şiirinide kutlarım...sevgiler.....
Size mutluluklar diliyorum . Bu kızı aşık olmam diye direten kızı aşık ettin ya daha ne diyim ben :))
Şule&Murat AVCI; (bakiim alışmaya başladım bile)
Sevgilerimle
TEBRİK EDİYORUM SİZİ.. NASIL ETTİN DE BU KADINI KENDİNE AŞIK ETTİN...
NE GÜZEL BİR HABER...
ee artık ŞULE & MURAT AVCI olarak yeni hayatınızda mutluluklar dilerim.
ee yarım haziran bitti... Kızgın Ağustos başladı...
sevgiler her ikinize
TÜM YORUMLAR (5)