kaç düğüm attıysam artık bu sıktığım canıma
dil altından sızan o zehir, o damardan geçen sızı
aşırı doz bir keder ve hatta o en son altın vuruş
bağışıklık mı kazandım ne, elde var hep hüzün
ne yapsam kar etmiyor bu mahşeri kalabalığıma yalnızlık
aslında bir yağmur fısıldamıştı o karanlık anonsu
allahı var yukarda o kadar da insafsız değildiler
büyük harfli adamlardı, üniformalı ve kimliksiz
bildirmişlerdi resmi bir tebliğ gibi yalnızlığımı
yani biliyordum bayım, o karakol sükutunu
Sırılsıklam kaldırımlarında yürüdüm bu kentin,
Önümde uzanan iki yoldan gayrısı uçurumdu.
Her köşebaşında bir karar bekledi gözlerim,
Gece, sarsıcı bir terazi gibi kuruldu içimde.
Bir ihtimaldi dudaklarının kıyısında uyanmak,
Nedir bu dilinde zavallı niyaz
Belli ki teselli sözün var yine
Bir garip esiyor rüzgarlar bu yaz
Belli ki bu güzün hüzün var yine
Ne beklersin bilmem geçen gemiden
Kızımın uykusuna uzandım son gece,
Gözlerindeki o saf şafağı büyüterek.
Eninde sonunda daima iyilerin kazandığı masallar anlattım,
Karanlığı masumiyetle döverek...
Tam iyiler kazanmışken yine, sızdı gözümden nehir,
O çocuksu gökyüzüyle yakaladı yaşımı:
Kum fırtınasında penguen izi arayan bir bedevi;
"Nerede kaldı bu kutup ayısı?" feryadıyla yürür.
Tepesinde güneş, cehennem meyvesi,
Avucunda eriyen bir kar hayali...
Çölden kutuplara yürümektir onun bütün hikayesi.
Uzaktan emilen bir şiirdin, bilirdim
Buruşmuş peçetelerde intihar eden o şarkı...
Gözlerin; ürkek bir uçurum
Ellerin; hiç gidilmemiş kenar mahalleleri ömrümün.
Akşamın o puslu girdabında,
Sadece iki dakikalık bir sızı bu,
Ama bir ömür gibi ağır.
On ikiye bir kalayla,
On ikiyi bir geçe...
Sahi, sadece gün mü nasibini alan bu oyundan?
Şişede durduğu gibi durmayan o zehirli gecenin şafağında,
Baş ağrılı bir sabahtan çaldığım son cesaretle,
Kaderin o kör gişesine dayamıştım göğsümü.
Avucumun ayazında titreyen o paslı yalnızlıkları uzatıp,
“Ağabey,” demiştim, “bu parayla hangi memleket olur?”
Bir çilingir çağır, diyorum, açsın şu masayı,
masa bizim masamızdır, durduğu yerde kalmalı.
Eğer dersen ki sığmayız bu dar vakte,
alır masayı da götürürüz, göç bizim işimizdir.
Hoş, niye diyeceksin ki, ne lüzum var bunca kibre?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!