Sessizce başladı…
iki kalp atışı arasındaki bir titreme gibi…
adı olmayan bir korku…
sadece uzun süre kalan bir his…
Sen ışıktın…
Ben geceleri konuşurum kendinmle...
kimsenin bilmediği bir dilde…
Sesim...
Sesim bazen küçük bir kız çocuğunun...
kırılmış kalbine benzer ....
Bir akşamüstüydü ayrıldıkları zaman...
Gökyüzü bile susmuştu o gün...
Sanki dünya ikisinin arasından
Yavaşça çekilmişti...
Sessizce...
Ben öğrendim…
Her şey geçiyor.
Gece geçiyor mesela,
sabaha en küskün karanlık bile dayanamaz.
Bir gün...
sessiz bir ormanın içinde yürüyordum....
Ağaçlar göğe uzanıyor...
rüzgâr yaprakların arasında usulca dolaşıyordu....
Toprak ıslaktı...
sanki benden önce de biri gelip...
Kayalıklara oturdum, akşam suya eğildi,
Yalova sahili içimde eski bir yara gibi serildi.
Dalgalar kıyıya değil, sanki bana vuruyordu,
Her gelişinde geçmişten bir hesabı soruyordu.
Ben o eski masallardan gelen kadınım,
külüyle konuşan ateşten,
geceyi omzunda taşıyan ay ışığından.
Bir zamanlar susarak ağlayan,
şimdi sözleriyle dağları yıkmayi bilen kadınım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!